İlaç Sınıfı Beşeri Yerli İlaç
İlaç Alt Sınıfı İEGM Tüm İlaç Fiyat Listesi
İlaç Firması CROXILEX-BID
Birim Miktarı 1
ATC Kodu J01CR02
ATC Açıklaması Amoksisilin ve enzim inhibitörü
NFC Kodu GJ
NFC Açıklaması Ağızdan Sıvı Kuru Süspansiyonlar/Şuruplar/Damlalar
Kamu Kodu A02052
Orijinal / Jenerik Türü 20 YIl
2023 Fiyatı Bilinmiyor
Satış Fiyatı 16,02 TL (2 Mart 2020)
Önceki Satış Fiyatı 14,31 TL (18 Şubat 2019)
Barkodu
Kurumun Karşıladığı 5,57 TL
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin Yeri İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Bütçe Eşdeğer Kodu E004F

İlaç Etken Maddeleri

  • amoksisilin trihidrat (200 mg)

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı

Sitalopramın tek başına veya diğer ilaçlar/alkol ile birlikte doz aşımında sıklıkla görülen semptomlar: sersemlik, terleme, bulantı, tremor, somnolans ve sinüs taşikardisidir. Daha nadir olarak; amnezi, konfüzyon, koma, konvülsiyonlar, hiperventilasyon, siyanoz, rabdomiyoliz ve EKG değişiklikleridir (QTc aralığında uzama, düğüm ritmi, ventrikül aritmisi ve olası bir Torsade de pointes vakası) ortaya çıkabilir. Doz aşımının tedavisinde yeterli ventilasyon ve oksijenasyon sağlamak için havayolu açılmalı ve açık kalması sağlanmalıdır. Gastrik lavaj ve aktif kömür uygulanması düşünülebilir. Genel semptomatik ve destek tedavi ile birlikte kardiyak ve vital bulgu monitorizasyonu önerilmektedir. Sitalopramın geniş dağılım hacmi nedeniyle, zorlu diürez, diyaliz, hemoperfüzyon ve değişim transfüzyonundan fayda görülmesi olası görünmemektedir. Sitaloprama spesifik bir antidot yoktur. Tedavide multipl ilaç alımı olasılığı unutulmamalıdır

Endikasyonlar

CİTARA, depresyon tedavisinde ve relaps ya da rekürrensin önlenmesinde endikedir. Sitalopram, DSM-III ve DSM-IIIR’a göre depresif duygudurum bozukluklarının tedavisinde kullanılır. Tedaviye cevap veren hastalarda ilaca devam edilmesi depresyon nüksünü önlemede etkilidir. Sitalopram ayrıca; agorafobili veya agorafobisiz panik bozukluk ile obsesif kompulsif bozukluğun (OKB) tedavisinde de kullanılır.

Farmakodinamik Özellikler

Sitalopram HBr oral yoldan uygulanan bir selektif serotonin geri-alım inhibitörüdür (SSRİ). Kimyasal yapısı diğer SSRİ’lerden, trisiklik, tetrasiklik ve mevcut diğer antidepresanlardan farklıdır. Sitalopramın antidepresan etkisinin; santral sinir sisteminde (SSS) nöronal serotonin (5-HT) geri alımının inhibisyonu yoluyla oluşan serotonerjik aktivite artışı ile ortaya çıktığı düşünülmektedir. Sitalopramın noradrenalin (NE) ve dopamin (DA) geri alımını minimal etkilediği ve yüksek seçiciliğe sahip bir SSRİ olduğu belirlenmiştir. Sitalopramın 5-HT1A, 5-HT2A, dopamin D1 ve D2, alfa1, alfa2, beta-adrenerjik reseptörler, histamin H1, gama-aminobütirik-asit (GABA), muskarinik, kolinerjik ve benzodiyazepin reseptörlerine minimal afinitesi vardır veya hiç afinitesi yoktur.

Farmakokinetik Özellikler

Sitalopramın 10-60 mg/gün doz aralığında tek ve multipl doz farmakokinetiği lineer ve dozla orantılıdır. İlacın biyotransformasyonu esas olarak karaciğer yoluyladır ve ortalama terminal yarı-ömrü 35 saattir. Günde tek doz uygulama ile kararlı durum plazma konsantrasyonlarına yaklaşık bir haftada ulaşılır. Yarı-ömrüne bağlı olarak, kararlı durumdaki plazma akümülasyon miktarı, tek doz uygulamadan sonraki plazma konsantrasyonlarının 2,5 katıdır. Emilim ve Dağılım: Tek bir oral sitalopram dozunun (40 mg tablet) ardından zirve kan düzeylerine yaklaşık 4 saatte ulaşılır. Sitalopramın biyoyararlanımı yaklaşık % 80 olup, emilimi besinlerden etkilenmemektedir. Dağılım hacmi yaklaşık 12 L/kg’dır. Sitalopram ve metabolitleri plazma proteinlerine yaklaşık % 80 oranında bağlanırlar.  Metabolizma ve Eliminasyon: Sitalopram; demetilsitalopram (DCT), didemetilsitalopram (DDCT), sitalopram n-oksit ve deamine edilmiş bir propiyonik asit türevine metabolize olur. İn vitro çalışmalarda; sitalopramın N-demetilasyonundan esas olarak CYP3A4 ve CYP2C19 izoenzimlerinin sorumlu oldukları saptanmıştır. İnsanlarda plazmadaki ana bileşik, değişmemiş sitalopramdır. Sitalopramın, serotonin geri-alımını metabolitlerine göre en az 8 kat daha güçlü inhibe ettiği, dolayısı ile sözü geçen metabolitlerin ilacın antidepresan etkisinden anlamlı olarak sorumlu olmadıkları gösterilmiştir. Sistemik sitalopram klirensi 330 mL/dak olup, yaklaşık % 20’si renal mekanizmalar yoluyladır.     Karaciğer fonksiyon bozukluğunda farmakokinetiği: Sağlıklı kişilerle kıyaslandığında, karaciğer fonksiyon bozukluğu olanlarda oral sitalopram klirensinin % 37 azaldığı, yarı-ömrünün iki kat arttığı gözlenmiştir. Karaciğer fonksiyon bozukluğu olan çoğu hastada önerilen doz 20 mg’dır. Böbrek fonksiyon bozukluğunda farmakokinetiği: Hafif ve orta dereceli böbrek yetmezliği olanlarda sitalopramın oral klirensi sağlıklı kişilere göre % 17 oranında azalmıştır. Bu hastalarda doz ayarlaması gerekmemektedir. Ağır böbrek yetmezliği olan hastalarda (kreatinin klirensi < 20 mL/dak.) sitalopramın farmakokinetiği ile ilgili bilgi bulunmamaktadır.

Farmasötik Şekli

Film Tablet

Formülü

Her bir film tablet; 40 mg sitaloprama eşdeğer sitalopram hidrobromür ve yardımcı madde olarak laktoz monohidrat, gliserin, kroskarmeloz sodyum ve titanyum dioksit içerir.

İlaç Etkileşmeleri

Sitalopram metabolizmasında rol alan ana enzim inhibitörü olan ketokonazol, itrakonazol ve makrolid antibiyotikler ve omeprazol gibi ilaçlar sitalopramın klirensini azaltabilir. Ancak bu ilaçlarla eşzamanlı uygulamada, sitalopram metabolizmasının klinik olarak anlamlı bir biçimde etkilenmesi beklenmemektedir. SSS ilaçları: Primer SSS etkileri nedeniyle, sitalopramın santral etkili diğer ilaçlarla kombine kullanımı sırasında dikkatli olunmalıdır. Alkol:Bir klinik çalışmada sitalopramın alkolün kognitif ve motor etkilerini artırmadığı saptanmışsa da, diğer psikotrop ilaçlarda olduğu gibi, sitalopram kullanan depresif hastalarda da alkol kullanımı önerilmemektedir. Monoamin Oksidaz İnhibitörleri (MAOİ): Bkz. KONTRENDİKASYONLARI,UYARILAR ÖNLEMLER Simetidin: Eşzamanlı sitalopram (21 gün süre ile, günde 40 mg/gün dozda) ve simetidin  (8 gün süre ile günde 400 mg/gün dozda) uygulanması ile sitalopramın EAA ve Cmax değerlerinde sırasıyla % 43 ve % 39 artış saptanmıştır. Bu bulguların klinik önemi bilinmemektedir. Lityum: Sitalopram ve lityumun eşzamanlı uygulanması, her iki ilacın farmakokinetiği üzerinde anlamlı bir etkiye yol açmamıştır. Bununla birlikte, standart klinik uygulamalara paralel olarak, plazma lityum düzeyleri takip edilmeli ve gerektiğinde lityum dozu ayarlanmalıdır. Lityum sitalopramın serotonerjik etkilerini artırabileceğinden, eşzamanlı uygulamada dikkatli olunmalıdır. Sumatriptan:Bir SSRİ ile eşzamanlı sumatriptan kullanan hastalarda güçsüzlük, hiperrefleksi ve inkoordinasyon geliştiği bildirilmiştir. Bu nedenle; sumatriptan ile bir SSRİ’nin (flouksetin, fluvoksamin, paroksetin, sertralin ve sitalopram) eşzamanlı kullanılması gereken hastalar uygun şekilde takip edilmelidirler. Karbamazepin:Sitalopram ile eşzamanlı uygulanması, karbamazepinin farmakokinetiğini anlamlı olarak değiştirmemiştir. Eşzamanlı uygulamada sitalopram klirensinin artabileceği unutulmamalıdır. Metoprolol: Sitalopramın 22 gün süreyle 40 mg/gün dozda uygulanması beta-adrenerjik reseptör blokeri metoprololün plazma düzeylerini iki kat artırmıştır. Metoprolol plazma düzeylerinin artması, kardiyoselektivitenin azalması ile ilişkili bulunmuştur. İmipramin ve diğer Trisiklik Antidepresanlar (TSA): Trisiklik antidepresanların sitalopram ile eşzamanlı uygulanmasında dikkatli olunmalıdır. Elektrokonvülsif tedavi:Elektrokonvülsif tedavi ile sitalopramın kombine uygulanması ile ilgili klinik araştırma yapılmamıştır.

Kontraendikasyonlar

Sitalopramın monoamin oksidaz inhibitörleri (MAOİ) ile eşzamanlı kullanılması kontrendikedir. Ayrıca CİTARA, sitaloprama veya ilacın içerdiği maddelerden herhangi birine aşırı duyarlılığı olan hastalarda kullanılmaz.

Kullanım Şekli Ve Dozu

CİTARA; günde bir kez, sabah veya akşam, aç veya tok karnına uygulanabilir. Doktor tarafından başka şekilde önerilmediği takdirde mutad dozları 20-40 mg/gün’dür. Doz artırımları en az birer hafta ara ile 20 mg’lık artırımlar şeklinde uygulanmalıdır. Günlük doz maksimum 60 mg’dır. Depresyon: Sitalopramın başlangıç dozu günde bir kez 20 mg’dır ve bu doz 60 mg/gün’e yükseltilebilir. Panik bozukluk: Sitalopram tedavisine günde bir kez 10 mg ile başlanır  ve günlük doz 60 mg’a yükseltilebilir. Obsessif kompulsif bozukluk: Önerilen başlangıç dozu günde 20 mg’dır. Gerekirse bu doz 60 mg/gün’e yükseltilebilir. Yaşlılarda ve karaciğer yetmezliği olanlarda dozaj: Birçok yaşlı hasta ile karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda önerilen doz; 20 mg/gün’dür. Tedaviye cevap vermeyen hastalarda dozaj, 40 mg/gün’e çıkartılabilir. Böbrek yetmezliğinde dozaj: Hafif veya orta şiddetli böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması gerekmez. Ağır böbrek yetmezliği olan hastalarda sitalopram dikkatle kullanılmalıdır.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

Preparatın ayrıca, CİTARA 20 mg Film Tablet isimli formu da mevcuttur.

Saklama Koşulları

25° C’nin altındaki oda sıcaklığında muhafaza ediniz.

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

CİTARA 40 mg film tablet, her biri 40 mg sitaloprama eşdeğer sitalopram HBr içeren 28 film tabletlik blister ambalajlardadır.

Uyarılar/Önlemler

Antidepresan ilaçların özellikle çocuk ve gençlerdeki kullanımlarının intihar düşünce ve davranışlarını artırma olasılığı bulunmaktadır. Bu nedenle özellikle tedavinin başlangıcı ve ilk aylarında, ilaç dozunun artırılma/azaltılma ya da kesilme dönemlerinde hastanın gösterebileceği huzursuzluk ya da aşırı hareketlilik gibi beklenmedik davranış değişiklikleri ya da intihar olasılığı gibi nedenlerle gerek aile gerekse hastanın hekimi tarafından yakınen izlenmelidir. MAO inhibitörleri ile etkileşim potansiyeli: Bir MAOİ ile serotonin geri-alım inhibitörlerinin kombine kullanımında hipertermi, rijidite, miyoklonus, vital bulgulardaki olası hızlı dalgalanmalarla seyreden otonom instabilite ile deliryum ve komaya ilerleyebilen ajitasyonu içeren mental durum değişiklikleri gibi ciddi ve bazen fatal olabilen reaksiyonlar bildirilmiştir. Bu tür reaksiyonlar, yakın geçmişte SSRİ tedavisini bırakıp bir MAOİ ile tedaviye başlayan hastalarda da görülebilmektedir. Bu nedenle sitalopramın bir MAOİ ile kombine veya bir MAOİ ile tedavinin bırakılmasından sonraki 14 gün içerisinde kullanılmaması önerilmektedir. Benzer şekilde, sitalopram tedavisinden bir MAOİ ile tedaviye geçileceğinde de en az 14 gün ara verilmelidir. Hiponatremi: Sitalopram tedavisi ile ilişkili olarak çok sayıda hiponatremi ve UAHSS (Uygunsuz Antidiüretik Hormon Salınım Sendromu) vakası bildirilmiştir. Bu tür problemleri olan hastalar, ilacın bırakılması ve/veya tıbbi girişimlerle iyileşmişlerdir. Mani/Hipomani aktivasyonu: Bir kısım bipolar bozukluk vakalarını da içeren plasebo kontrollü çalışmalarda, sitalopram uygulanan 1063 hastada % 0.2 oranında mani/hipomani aktivasyonu saptanmıştır. Diğer tüm antidepresanlarla olduğu gibi sitalopram da mani hikayesi olan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır. Konvülsiyonlar: Sitalopram, konvülsiyon hikayesi olan hastalarda sistemik olarak değerlendirilmemiştir. Diğer antidepresanlarda olduğu gibi, sitalopram da nöbet hikayesi olan hastalarda dikkatle uygulanmalıdır. İntihar: Depresif hastalarda intihar girişimi olasılığı her zaman vardır ve bu olasılık anlamlı remisyon görülünceye kadar devam eder. Yüksek riski olan hastalar ilaç tedavisinin başlangıcında yakından takip edilmelidir. Araç ve makine kullanımı üzerine etkisi: Psikoaktif ilaçlar; karar verme, düşünme ve motor yetileri etkileyebileceğinden, otomobil de dahil olmak üzere, dikkat isteyen araçları kullananlar, sitalopram tedavisinin bu tür yetileri olumsuz etkilemediğinden emin oluncaya kadar dikkatli olmaları konusunda uyarılmalıdırlar. Eşzamanlı hastalığı olanlarda uygulama: Sistemik hastalığı olanlarda sitalopram kullanımı ile ilgili klinik deneyim sınırlıdır. Metabolizma veya hemodinamik cevabı etkileyen hastalığı veya durumu olan kişilerde sitalopram dikkatle uygulanmalıdır. Sitalopramın yakın zamanda miyokard enfarktüsü geçirmiş veya stabil olmayan kalp hastalığı olanlarda kullanımı sistematik olarak değerlendirilmemiştir. Bununla birlikte, ilacın anlamlı EKG değişiklikleri ile ilişkili olmadığı yönünde veriler elde edilmiştir. Karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda sitalopram klirensi azalmış ve plazma konsantrasyonları artmıştır. Karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda sitalopram dikkatle kullanılmalı ve maksimum dozajı düşük tutulmalıdır.        Sitalopram yüksek oranda metabolize edildiğinden, değişmemiş ilacın idrarla atılımı minör bir eliminasyon yoludur. Kronik sitalopram tedavisi uygulanan yeterli sayıda ağır böbrek yetmezliği hastasının sonuçları değerlendirilmedikçe, ilaç bu tür hastalarda dikkatle uygulanmalıdır. Pediatrik kullanım: Sitalopramın pediatrik hastalardaki etkinliği ve güvenilirliği ortaya konulmamıştır. Geriatrik kullanım: Klinik çalışmalarda ilaca cevap bakımından yaşlı ve genç hastalar arasında bir fark saptanmamakla birlikte, bazı yaşlı hastaların ilaca daha duyarlı olabileceği unutulmamalıdır. Klinik çalışmalarda sitalopram ile tedavi edilmiş yaşlı hastaların çoğuna uygulanan doz 20 ve 40 mg/gün’dür. Gebelikte kullanım: Gebelik kategorisi C’dir. Gebe kadınlarla yapılmış yeterli ve iyi kontrollü çalışmalar yoktur. Bu nedenle gebelikte sitalopram yalnızca, anneye sağlaması beklenen yararı fetus üzerindeki olası risklerden fazla olduğunda kullanılmalıdır. Emziren annelerde kullanım: Diğer birçok ilaçta olduğu gibi, sitalopram da anne sütüne geçer. Emziren annelerde emzirmenin mi, sitalopram tedavisinin mi kesileceğine karar verirken, ilacın bebekte yol açacağı riskler ile birlikte anneye sağlayacağı faydalar gözönüne alınmalıdır. Gerek yetişkin gerekse çocuklarda kullanımında tedavinin özellikle ilk haftalarında ajitasyon şeklinde zarar verici davranış değişikliklerine neden olabilir. Ani kesilmesinde “kesilme belirtileri”ne neden olabileceğinden doz azaltılarak ilaç kullanımına son verilmesi uygun olacaktır.

Yan Etkileri / Advers Etkiler

Sitalopram bir SSRİ olarak yüksek seçicilik gösterdiğinden, diğer nörotransmiterler üzerinde etkisiz ya da çok az etkilidir. Bu nedenle genellikle iyi tolere edilir. Plasebo kontrollü klinik çalışmalarda sitalopram grubunda > % 2 oranında ve plasebo grubundan daha sık gözlenen yan etkiler; ağız kuruluğu, terlemede artış, tremor, bulantı, diyare, dispepsi, kusma, karın ağrısı, halsizlik, ateş, artralji, miyalji, somnolans, insomnia, anksiyete, anoreksi, ajitasyon, dismenore, libido azalması, esneme, üst solunum yolu enfeksiyonu, rinit, sinüzit, ejakülasyon bozukluğu ve empotanstır. BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.

Doz Aşımı

Endikasyonlar

Bacteroides fragilis başta olmak üzere anaerob bakterilerin neden olduğu ağır enfeksiyonların tedavisinde endikedir.   Ayrıca, duyarlı stafilokok, pnömokok ve streptokok suşlarına bağlı enfeksiyonlarda, bilhassa penisiline aşırı duyarlı kişilerde penisilin kullanımının uygun olmadığı durumlarda kullanılır.   Anaerob bakterilerin neden olduğu ampiyem, anaerobik pnömoni ve akciğer apsesi gibi ağır solunum yolları enfeksiyomları; ağır deri ve yumuşak doku enfeksiyonları; septisemi; peritonit ve karın içi apseler gibi intraabdominal enfeksiyonlar; endometrit, gonoksi dışı tubo-ovariyal apseler, pelvise ait selülit ve ameliyat sonrası vajinal enfeksiyonlar gibi kadınlarda görülen pelvis ve genital sistem enfeksiyonları.   Streptokokların ve stafilokokların neden olduğu ağır solunum yolu enfeksiyonları ile ağır deri ve yumuşak doku enfeksiyonları, septisemi ve stafilokokların neden olduğu akut hematojenöz osteomiyelit.   Pnömokokların neden olduğu ağır solunum yolları enfeksiyonları

Farmakodinamik Özellikler

Klindamisin, linkomisinin 7(R)-hidroksil grubunun 7(S)-kloro grubuyla sübstitüsyonu sonucu elde edilen yarı sentetik bir antibiyotiktir. Antibakteriyel etki spektrumları aynı olmakla birlikte klindamisin, invitro aktivitesinin daha yüksek olması ve daha az gastrointestinal yan etkiye neden olması gibi özellikleriyle linkomisinden ayrılır.   Klindamisin bakteri ribozomunun 50 S alt birimine bağlanarak peptid bağlarının oluşmasını engeller ve protein biyosentezini inhibe eder. Yüksek dozlarda kullanıldığında bakterisid etki gösterebilen, bakteriyostatik bir antibiyotiktir. Mikrobiyolojisi   Klindamisin, aşağıdaki mikroorganizmalara karşı in vitro olarak etkilidir:   Aerob Gram (+) koklar: Staphylococcus aureus, S. epidermidis, Streptokoklar (S. faecalis hariç), Pnömokoklar   Anaerob Gram (-) basiller: Bacteroides türleri (B. fragilis ve B. melaninogenicus grupları dahil), Fusobacterium türleri   Anaerob Gram (+) spor oluşturmayan basiller: Propionibacterium türleri, Eubacterium türleri, Actinomyces türleri   Anaerob ve mikroaerofilik Gram (+) koklar: Peptococcus ve Peptostreptococcus türleri, Mikroaerofil streptokoklar   Clostridium türleri: Pek çok anaeroba nazaran klindamisine daha dirençlidirler. Clostridium perfringens dışında diğerleri, örneğin, C. sporogenes ve C. tertium genellikle klindamisine dirençlidirler.  

Farmakokinetik Özellikler

Klindamisin oral yolla uygulandıktan sonra hızla emilir. 150 mg’lık tek bir dozdan 45 dakika sonra 2.5 mcg/ml/lik ortalama serum doruk düzeyine erişir, kan seviyeleri 3 saat sonra ortalama   1.5 mcg/ml ve 6 saat sonra da 0.7 mcg/ml’lik ortalamalara ulaşır. Oral dozun absorbsiyonu hemen hemen tamdır (%90) ve beraber besin alınması kan konsantrasyonlarını etkilemez. Uzun süre kullanımı bile vücutta birikmeye yol açmaz.   Böbrek veya karaciğer fonksiyonları belirgin derecede azalmış olan hastalarda klindamisinin uzaklaşma yarı-ömrü biraz artar. Kandan klindamisini uzaklaştırmak için hemodiyaliz ve peritonal diyaliz etkili değildir. Hafif ya da orta şiddette böbrek veya karaciğer rahatsızlıklarında dozun yeniden ayarlanması gerekmez.   Kandaki konsantrasyonu dozun artırılması ile doğru orantılı olarak artar. Plazma düzeyleri önerilen dozların tatbikinden sonra, en az 6 saat süre ile etkili olduğu mikroorganizmalara karşı MIC değerini aşar. Vücut sıvılarına ve kemikler de dahil dokulara çok iyi dağılır. Ortalama biyolojik yarı ömrü 2.4 saattir. Klindamisin hidroklorürün yaklaşık % 10 ‘u idrarla, % 4’ü feçes ile değişmeden atılır; geri kalanı biyolojik olarak inaktif metabolitler şeklinde atılır.   Klindamisin, BOS’ a geçmez. Meninksler iltihaplı olduğunda bile serebrospinal sıvıda ölçülebilir seviyelere ulaşmaz.

Farmasötik Şekli

KAPSÜL

Formülü

Beher kapsül, 150 mg klindamisine eşdeğer klindamisin hidroklorür, kapsül boyası olarak indigotin ve titandioksit içerir.

İlaç Etkileşmeleri

Klindamisin ve eritromisin arasında antagonizma mevcut olduğu için, bu iki ilaç birarada kullanılmamalıdır.   Klindamisin nöromüsküler blok yapıcı etkiye sahip olduğundan diğer nöromüsküler blok yapıcı ilaçların etkisini artırabilir. Bundan dolayı bu tip ilaçları alan hastalarda dikkatle kullanılmalıdır

Kontraendikasyonlar

Klindamisin veya linkomisine aşırı duyarlığı bilinen kişilerde kontrendikedir.

Kullanım Şekli Ve Dozu

Doktor tarafından başka şekilde önerilmediği takdirde;   Yetişkinlerde: Ağır enfeksiyonlarda 6 saatte bir 150-300 mg.   Çok ağır enfeksiyonlarda: 6 saatte bir 300-450 mg.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

CLİN Ampul 600 mg   CLİN Ampul 300 mg

Saklama Koşulları

30°C’ nin altında oda sıcaklığında saklayınız.   Doktora danışmadan kullanılmamalıdır.   Çocukların ulaşamayacakları yerlerde ve ambalajında saklayınız.

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

16 kapsüllük blister ambalajlarda

Uyarılar/Önlemler

Klindamisin seyrek de olsa ağır kolite neden olabileceğinden, daha az toksik antibiyotiklerin yetersiz kaldığı ciddi enfeksiyonlarda kullanılmalıdır. Birçok üst solunum yolu enfeksiyonları gibi bakteriyel olmayan enfeksiyonlarda kullanılmamalıdır. Çalışmalar, Clostridium’lar tarafından salgılanan toksinlerin antibiyotiğe bağlı kolitin ana nedeni olduğunu ortaya koymaktadır. Kolit genellikle şiddetli, devamlı diyare ve şiddetli karın kramplarıyla karakterizedir ve kan ve mukus pasajıyla birlikte görülebilir. Endoskopik muayene psödo-membranöz koliti ortaya çıkarabilir. Keza Clostridium difficile için dışkı kontrolü teşhiste yardımcı olabilir.   Belirgin bir diyare meydana geldiğinde ilaç kesilmeli veya, eğer gerekli ise, hasta yakın gözetim altında tutularak ilaca devam edilmelidir. Hafif kolit vak’alarında sadece ilacın kesilmesi yeterlidir. Daha şiddetli olanlarda sıvı, elektrolit ve protein ilavesi gerekebilir. Bu durumda kalın barsak endoskopisi önerilmektedir.   Atropin ile opiyatlar ve difenoksilat kombinasyonu (Lomotil) gibi antiperistaltik ilaçlar bu durumu uzatabilir ve/veya daha da kötüleştirebilirler.   Clostridium difficile’nin neden olduğu, antibiyotiğe bağlı psödomembranöz kolitin tedavisinde vankomisin ve metronidazol etkilidir. Vankomisinin mutad erişkin dozu oral yoldan 7 ila 10 gün süreyle günde 3 ya da 4 kerede 500 mg ila 2 g’dır. Kolestramin ya da kolestipol reçineleri in vitro olarak vankomisine bağlanır. Eğer hem bir reçinenin hem de vankomisinin birarada tatbiki gerekiyorsa, her iki ilacın veriliş zamanlarının ayrılması önerilir.   Klindamisin serebrospinal sıvıya yeterli düzeyde geçmediği için menenjit tedavisinde kullanılmamalıdır.   Ağır hasta, yaşlı kişiler diyareyi daha güç tolere edebilmektedirler. Klindamisin bu tip hastalara verildiği zaman dışarı çıkma sıklığındaki değişim dikkatle gözlenmelidir.   Gastrointestinal rahatsızlık, özellikle de kolit geçirmiş olanlarda ve atopik kişilerde dikkatle kullanılmalıdır.   Uzun süren tedavilerde periyodik olarak karciğer ve böbrek fonksiyon testleri ve kan sayımı yapılmalıdır.       Klindamisin tedavisi duyarlı olmayan mikroorganizmaların, özellikle mayaların aşırı artışına neden olabilir. Eğer süperenfeksiyon görülürse klinik duruma göre tedavi yapılmalıdır. Bazı enfeksiyonlar antibiyotik tedavisine ilaveten drenaj veya diğer cerrahi müdahaleleri de gerektirebilir.   Şiddetli karaciğer ve/veya böbrek rahatsızlığı olan hastalarda ilaç dikkatle kullanılmalı ve yüksek doz tedavisi sırasında serum klindamisin seviyeleri izlenmelidir.   Hamilelikte güvenle kullanımı henüz saptanmamıştır.   Klindamisinin anne sütüne geçtiği ve burada 0.7 ila 3.8 mcg/ml düzeylerinde bulunduğu saptanmıştır.

Yan Etkileri / Advers Etkiler

Klindamisinin bildirilen yan etkileri şunlardır:   Gastrointestinal: Karın ağrısı, mide bulantısı, kusma ve diyare   Aşırı duyarlık reaksiyonları: Makülopapüler döküntü ve ürtiker gözlenmiştir. Stevens-Johnson sendromuna benzeyen eritema multiform vak’aları görülebilir. Bu durumda ilaç derhal kesilmeli ve ağır reaksiyonların acil tedavisi için epinefrin, kortikosteroidler ve antihistaminiklerden yararlanılmalıdır.   Karaciğer: Klindamisin tedavisi sırasında karaciğer fonksiyon testlerinde bozulma ve sarılık görülebilir.   Kemik iliği: Geçici nötropeni (lökopeni) ve eozinofili bildirilmiştir. Agranülositoz ve trombositopeni de bildirilmiştir. BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ

Doz Aşımı

Aşırı doz alımını takiben birçok hasta asemptomatiktir. Bazılarında ise mide ve karın ağrıları, kusma ve diyare dahil gastrointestinal semptomlar görülmektedir. Doz aşımı durumunda, gerekirse uygun destekleyici önlemler alınmalıdır. Alınan miktara bağlı olarak, eğer bu aşırı doz yeni alınmışsa, uygun yöntemle midenin boşaltılması yoluna gidilebilir. Amoksisilin ile aşırı doz durumunda, çok az sayıdaki hastada interstisyel nefrit bildirilmiştir. Bu renal yetmezliğin, ilacın kesilmesi ile normale dönmesi beklenir. Önceden renal yetmezliği olan hastalarda, hem amoksisilin ve hem de klavulanik asidin renal klerenslerindeki azalma nedeniyle, yüksek kan seviyeleri daha kolay oluşabilecektir. Böyle durumlarda her iki bileşen hemodiyalizle kandan uzaklaştırılabilir.  

Endikasyonlar

Duyarlı mikroorganizmaların neden olduğu, aşağıdaki enfeksiyonların kısa süreli tedavisinde endikedir:   Hafif ve orta şiddette enfeksiyonlar Sinüzit, otitis media, tonsilit gibi üst solunum yolları enfeksiyonları Alt solunum yolları enfeksiyonları: akut ve kronik bronşit, bronkopnömoni v.b. Deri ve yumuşak doku enfeksiyonları Ciddi enfeksiyonlar Üst solunum yolları enfeksiyonları (KBB enfeksiyonları dahil): sinuzit, otitis media Alt solunum yolları enfeksiyonları: bronkopnömoni gibi İdrar yolları enfeksiyonları

Farmakodinamik Özellikler

Amoksisilin/klavulanik asit (ko-amoksiklav), yarı sentetik bir antibiyotik olan amoksisilin ile bir ß-laktamaz inhibitörü olan potasyum klavulanatın oluşturduğu oral bir antibakteriyel kombinasyonudur. Amoksisilin özellikleri iyi bilinen bir oral penisilindir. Klavulanik asit Streptomyces clavuligerus’un fermentasyonu ile elde edilir ve yapısal olarak penisilinlere benzeyen bir ß-laktamdır. Klavulanik asit, ß-laktamaz enzimlerini, aktif kısımlarını bloke etmek suretiyle inaktif hale çevirme özelliğine sahiptir. Klavulanatın bu özelliği, diğer      ß-laktam antibiyotiklere dirençli olan bakteri türlerini de amoksisilinin etki spektrumu içine sokar.   Mikrobiyolojisi:Amoksisilin/klavulanik asit kombinasyonunun aşağıdaki mikroorganizmaların bir çok suşuna karşı etkili olduğu in vitro ve klinik çalışmalarla gösterilmiştir:   Gram-pozitifler:   Aeroblar: Staphylococcus aureus (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen), S. epidermidis  (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen), S. saprophyticus (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen); Streptococcus faecalis (Enterococcus), Str. pneumoniae, Str. pyogenes, Str. viridans, Corynebacterium türleri, Bacillus anthracis, Listeria monocytogenes.   Anaeroblar: Clostridium türleri, Peptococcus türleri, Peptostreptococcus türleri   Gram-negatifler:   Aeroblar: Haemophilus influenzae (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen), Moraxella (Branhamella) catarrhalis (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen); Escherichia coli (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen), Klebsiella türleri( bütün bilinen türler ß-laktamaz üretiyor), Enterobacter türleri (her ne kadar Enterobacter türleri in vitro olarak dirençli ise de; bu organizmaların neden olduğu idrar yolları enfeksiyonlarında amoksisilin ve potasyum klavulanat ile klinik etkinlik gösterilmiştir), Proteus mirabilis (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen), P. vulgaris (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen), Neisseria gonorrhoeae (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen), Legionella türleri (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen), Salmonella türleri (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen), Shigella türler (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen), Bordetella pertussis, Brucella türleri, Neisseria meningitidis, Vibrio cholerae, Pasteurella multicida.   Anaeroblar: Bacteroides fragilis dahil Bacteroides türleri (ß-laktamaz üreten ve üretmeyen)  

Farmakokinetik Özellikler

Amoksisilin ve klavulanik asitin farmakokinetik parametrelerinin birbirine yakın olması ve birbirini etkilemiyor olması, kombinasyon için uygun bir farmakokinetik profil sağlamaktadır. Oral uygulamadan sonra kombinasyonun iki bileşeni de gastrointestinal kanaldan iyi absorbe edilir. İlacın aç ya da tok karınla alınmasının, amoksisilinin farmakokinetiği üzerine etkisi çok azdır ve bu etkinin klinik olarak önem taşımadığı kanıtlanmıştır. Kombinasyonla elde edilen amoksisilin serum seviyeleri, eşdeğer miktardaki amoksisilin ile elde edilene benzerdir ve alınan doz ile orantılı olarak artış gösterir. Kombinasyonun oral uygulanmasından sonra, amoksisilinin yarı ömrü 1.3 saat iken klavulanik asidinki 1.0 saattir. Bu süre yenidoğanlarda ve yaşlılarda ve özellikle böbrek yetmezliği olan hastalarda artabilir. Her iki bileşen için, alınan oral dozun % 60 kadarı 6 saat içinde değişmemiş olarak idrarla atılır. Her iki bileşende dokulara ve vücut sıvılarına (beyin ve omurilik sıvısı hariç) yaygın dağılım göstermektedir. Çok az miktarda amoksisilin anne sütüne geçmektedir. Her iki bileşen de vücuttan diyalizle uzaklaştırılabilir.

Farmasötik Şekli

KURU TOZ

Formülü

Her bir ölçek (5 mL), 200 mg amoksisiline eşdeğer amoksisilin trihidrat ve 28.5 mg klavulanik asite eşdeğer potasyum klavulanat (ko-amoksiklav 200/28) ve tatlandırıcı olarak şeker, sodyum sakkarin, muz aroması ve ahududu aroması içerir

İlaç Etkileşmeleri

 Probenesid amoksisilinin renal tübüler sekresyonunu azaltır. Bu iki ilacın birlikte kullanımı amoksisilin kan seviyelerinin artmasına ve yüksek seviyelerde kalma süresini uzatabilir.   Allopurinol ile birlikte uygulanması hastalarda raş insidansını artırmaktadır.   Amoksisilin disülfiram ile birlikte kullanılmamalıdır.   Laboratuar testleri ile etkileşmeler: İdrarda yüksek amoksisilin konsantrasyonları glukozun indirgenme mekanizmasına dayanılarak yapılan idrarda glukoz tayinlerinin sonuçlarını etkilemektedir.  

Kontraendikasyonlar

Penisilinlere alerjisi olduğu bilinen kişilerde ve daha önceden penisilin veya ko-amoksiklav kullanımı ile ilgili kolestatik sarılık/hepatik yetmezlik geçmişi olanlarda kontrendikedir.  

Kullanım Şekli Ve Dozu

2 ay – 6 yaş arası çocuklarda, hekim tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde, hafif ve orta şiddetteki enfeksiyonlarda önerilen günlük doz 25/3.6 mg/kg ko-amoksiklav; ve ciddi enfeksiyonlarda önerilen günlük doz 45/6.4 mg/kg ikiye bölünerek kullanılır.   2 yaş – 6 yaş (12-21 kg) arası çocuklarda dozun uygulanması:   Hafif ve orta şiddetli enfeksiyonlar için 25/3.6 mg/kg’lık önerilen günlük doz günde iki defa       1 ölçek (5.0 mL) CROXİLEXÒ-BID 200/28 Oral Süspansiyon için Kuru Toz verilerek karşılanabilir. Ciddi enfeksiyonlar için önerilen 45/6.4 mg/kg’lık günlük doz 2 kez 2 ölçek (10 mL) CROXİLEXÒ-BID 200/28 Oral Süspansiyon için Kuru Toz verilerek karşılanabilir.   2 ay – 2 yaş ( < 11 kg) arası çocuklarda dozun uygulanması:   Bu grup çocuklarda doz, çocuğun vücut ağırlığına göre, her kg için; hafif ve orta şiddetteki enfeksiyonlarda günde iki defa 12.5 ve ciddi enfeksiyonlarda günde iki defa 22.5 mg/kg amoksisilin hesaplanarak, tekabül eden CROXİLEXÒ-BID 200/28 Oral Süspansiyon için Kuru Toz hacmi ölçülü kaşıkla, gerekirse en yakın çizgiye kadar konularak verilir.   Örnek: Çocuğun vücut ağırlığı 8 kg ise ve enfeksiyonu hafif ya da orta şiddette ise; bir doz      8 x 12.5 = 100 mg amoksisilin olacağından 1/2 ölçek süspansiyon verilecektir. Aynı çocuğun enfeksiyonu şiddetli ise bir doz 8 X 22.5 = 180 mg amoksisilin vermek gerekecektir. Bu doz için yaklaşık 1 ölçek süspansiyon verilmesi uygundur.   Vücut ağırlığı 10 kg’ın üzerinde olan çocuklardaki şiddetli enfeksiyonlarda, bir doz için            1 ölçek süspansiyon yeterli olmayacağından, CROXİLEXÒ-BID 200/28 Oral Süspansiyon için Kuru Toz yerine CROXİLEXÒ-BID 400/ 57 Fort Oral Süspansiyon için Kuru Toz’un kullanılması daha uygun olacaktır.    CROXİLEXÒ-BID 200/28 Oral Süspansiyon için Kuru Toz’la tedavide en fazla 14 gün genellikle bütün enfeksiyonlarda yeterlidir. Daha uzun bir tedavi gerektiğinde, hastanın durumu gözden geçirilmelidir.   UYARI: 2 aylıktan daha küçük çocuklarda, amoksisilin/klavulanik asid tedavisinin emniyetliliği kanıtlanmamıştır. Keza böbrek fonksiyonları yeterli gelişmeyi tamamlamamış olan çocuklarda CROXİLEXÒ-BID 200/28 Oral Süspansiyon için Kuru Toz kullanımı önerilmez. Genel olarak, glomerüler filtrasyon hızı dakikada 30 mL’nin altında olan hastalarda (şiddetli renal yetmezlik durumunda) kullanımı tavsiye edilmez.   Süspansiyonun hazırlanması:   CROXİLEXÒ-BID 200/28 Oral Süspansiyon için Kuru Toz’u hazırlamak için; önce şişe üzerindeki çizginin yarısına kadar, daha önce kaynatılıp soğutulmuş içme suyu konur ve şişe iyice çalkalanır. Daha sonra şişe üzerindeki çizgi hizasına kadar su ilavesi yapılır ve tekrar çalkalanır. Bu süspansiyon buzdolabında 7 gün süreyle dayanıklıdır.   Her kullanımdan önce şişe çalkalanmalıdır ve her kullanımdan sonra şişe buzdolabına konmalıdır.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

CROXİLEX-BID 625 mg Film Tablet, 10 ve 14 tablet   CROXİLEX-BID 1000 mg Film Tablet, 10 ve 14 tablet   CROXİLEX-BID 400/57 Fort Oral Süspansiyon için Kuru Toz, 70 ve 100 mL   CROXİLEX-BID 200/28 Oral Süspansiyon için Kuru Toz, 70 mL

Saklama Koşulları

Sulandırılmamış toz, 25°C’in altında oda sıcaklığında ve kuru bir yerde saklanmalıdır.   Doktora danışmadan kullanılmamalıdır.   Çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız.  

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

Sulandırıldığında 100 mL süspansiyon verebilecek toz karışım içeren 125 mL’lik şişelerdedir.    Beraberinde 5 mL’lik ölçek ve prospektüsü bulunur.

Uyarılar/Önlemler

Penisilin tedavisi uygulanan hastalarda ciddi ve nadiren fatal aşırı duyarlılık (anafilaktoid) reaksiyonlar bildirilmiştir. Her ne kadar anafilaksi parenteral penisilin sırasında nispeten daha sık görülebilirse de, özellikle penisilinlere veya sefalosporinlere duyarlığı bilinen kişilerde ve/veya değişik alerjenlere duyarlılığı olan kişilerde bu reaksiyonların oral penisilinlerle de görülme olasılığı vardır. Herhangi bir penisilin ile tedaviye başlanmadan önce hastanın penisilinlere, sefalosporinlere veya diğer alerjenlere geçmişte bir reaksiyonunun olup olmadığı soruşturulmalıdır. Herhangi bir alerjik reaksiyon görülmesi durumunda ilaç kesilmeli ve uygun tedavi uygulanmalıdır.   Ciddi anafilaktoid reaksiyonlar epinefrin, oksijen, intravenöz steroidlerin kullanımını ve intübasyon dahil hava yollarının açık tutulmasına yönelik tedbirleri gerektirebilir.   Hemen hemen bütün antibakteriyel ilaçlarla pseudomembranöz kolit gelişebilme olasılığı mevcuttur. Bu nedenle antibakteriyel ilaçların kullanımı sırasında diyare gelişen kişilerde bu olasılık gözönüne alınmalıdır.   Antibakteriyel ilaçlarla tedavi kolonun normal florası değişebilir ve Clostridia türlerinin aşırı çoğalmasına yol açabilir. C. difficile tarafından oluşturulan bir toksinin antibiyotiklerle görülen kolitin başlıca nedeni olduğu bilinmektedir.   Hafif şiddetteki pseudomembranöz kolit genellikle ilacın kesilmesi ile ortadan kalkar. Orta yada daha ağır vak’alarda ise sıvı ve elektrolit tedavisi, protein suplemantasyonu ve C. difficile karşı uygun bir antibiyotik tedavisini gerektirebilir.   CROXİLEXÒ-BID 200/28 Oral Süspansiyon için Kuru Toz’un aktif maddeleri her ne kadar penisilin grubu antibiyotiklerin düşük toksisite özelliklerine sahip ise de uzun süreli tedaviler sırasında renal, hepatik ve hematopoetik fonksiyonların periyodik olarak kontrolleri gerekebilir.   Tedavi sırasında mikotik veya bakteriyel patojenler ile süperenfeksiyonların gelişme olasılığı vardır. Özellikle Pseudomonas ve Candida türleri ile süperenfeksiyonlar gelişirse ilaç kesilmeli ve/veya uygun tedavi başlatılmalıdır.      Hamilelerde ve emziren annelerde kullanımı: Hamilelerde yapılmış yeterli sayıda çalışma olmadığından, bütün ilaçlarla olduğu gibi hekim tarafından zorunlu görülmedikçe hamilelerde kullanılması önerilmez. Amoksisilin anne sütüne geçtiğinden emziren annelere verilirken bu husus gözönüne alınmalıdır.

Yan Etkileri / Advers Etkiler

Amoksisilin-klavulanik asit kombinasyonlarına tolerans genellikle iyidir. Klinik çalışmalarda görülen yan etkilerin ekseriyeti hafif ve geçici tabiatlıdır ve ilaca bağlı yan etkiler nedeniyle tedavinin kesilmesini gerektiren hasta sayısı % 3’ten azdır. En sık görülen advers etkiler diyare, bulantı ve vajinittir. Bütün bu etkiler tavsiye edilen dozların artırılması ile orantılı olarak artmaktadır. Daha seyrek olarak bildirilen reaksiyonlar abdominal şikayetler, gaz ve baş ağrısıdır. Penisilin grubu antibiyotiklerle görülebilen pseudomembranöz kolit ve aşırı duyarlılık reaksiyonlarının ciltte kızarıklık, ürtiker, anjiyoödem, serum hastalığı benzeri reaksiyonlar, eritema multiforme (nadiren Stevens-Johnson Sendromu) ve (eksfolyatif dermatit) gelişmesi durumunda alınacak tedbirler için uyarılar/önlemler bölümüne bakınız. BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ
(Visited 63 times, 1 visits today)
İçerik faydalı oldu mu?
EvetHayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close Search Window