İlaç Sınıfı Beşeri İthal İlaç
İlaç Alt Sınıfı İEGM Tüm İlaç Fiyat Listesi
İlaç Firması LEVITRA
Birim Miktarı 4
ATC Kodu G04BE09
ATC Açıklaması Vardenafil
NFC Kodu BC
NFC Açıklaması Ağızdan Katı Film Kaplı Tabletler
Orijinal / Jenerik Türü Orjinal
2023 Fiyatı Bilinmiyor
Satış Fiyatı 210,05 TL (2 Mart 2020)
Önceki Satış Fiyatı 188,99 TL (5 Şubat 2020)
Barkodu
Reçete Tipi Normal Reçete
Temin Yeri İlacınızı sadece eczaneden alınız !
Başlıklar
  1. İlaç Etken Maddeleri
  2. İlaç Prospektüsü
    1. Doz Aşımı
    2. Endikasyonlar
    3. Farmakodinamik Özellikler
    4. Farmakokinetik Özellikler
    5. Farmasötik Şekli
    6. Formülü
    7. İlaç Etkileşmeleri
    8. Kontraendikasyonlar
    9. Kullanım Şekli Ve Dozu
    10. Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri
    11. Ruhsat Sahibi
    12. Ruhsat Tarihi Ve Numarası
    13. Saklama Koşulları
    14. Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği
    15. Uyarılar/Önlemler
    16. Üretim Yeri
    17. Yan Etkileri / Advers Etkiler
    18. Doz Aşımı
    19. Endikasyonlar
    20. Farmakodinamik Özellikler
    21. Farmakokinetik Özellikler
    22. Farmasötik Şekli
    23. Formülü
    24. İlaç Etkileşmeleri
    25. Kontraendikasyonlar
    26. Kullanım Şekli Ve Dozu
    27. Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri
    28. Saklama Koşulları
    29. Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği
    30. Uyarılar/Önlemler
    31. Yan Etkileri / Advers Etkiler
    32. Ambalajın Niteliği Ve İçeriği
    33. Araç Ve Makine Kullanımı Üzerindeki Etkiler
    34. İlacı Kullanmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler
    35. İlacın Olası Yan Etkileri Nelerdir
    36. İlaç Nasıl Kullanılır
    37. İlaç Nedir Ve Niçin Kullanılır
    38. İlaç Saklanma Koşulları Nasıldır
    39. Beşeri Tıbbi Üründen Arta Kalan Maddelerin İmhası
    40. Beşeri Tıbbi Ürünün Adı
    41. Diğer Tıbbi Ürünler İle Etkileşimler Ve Diğer Etki
    42. Doz Aşımı Ve Tedavisi
    43. Etkin Maddeler
    44. Farmakodinamik Özellikler
    45. Farmakokinetik Özellikler
    46. Farmasötik Form
    47. Ambalajın Niteliği Ve İçeriği
    48. Araç Ve Makine Kullanımı Üzerindeki Etkiler
    49. İlacı Kullanmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler
    50. İlacın Olası Yan Etkileri Nelerdir
    51. İlaç Nasıl Kullanılır
    52. İlaç Nedir Ve Niçin Kullanılır
    53. İlaç Saklanma Koşulları Nasıldır
    54. Beşeri Tıbbi Üründen Arta Kalan Maddelerin İmhası
    55. Beşeri Tıbbi Ürünün Adı
    56. Diğer Tıbbi Ürünler İle Etkileşimler Ve Diğer Etki
    57. Doz Aşımı Ve Tedavisi
    58. Etkin Maddeler
    59. Farmakodinamik Özellikler
    60. Farmakokinetik Özellikler
    61. Farmasötik Form
    62. Gebelik Ve Laktasyon
    63. Geçimsizlikler
    64. İlk Ruhsat Tarihi/Ruhsat Yenileme Tarihi
    65. İstenmeyen Etkiler
    66. Kalitatif Ve Kantitatif Bileşim
    67. Klinik Öncesi Güvenlilik Verileri
    68. Kontrendikasyonlar
    69. Kullanım Yolu
    70. Küb’ Ün Yenileme Tarihi
    71. Müstahzar Adı
    72. Özel Kullanım Uyarıları Ve Önlemleri
    73. Pozoloji Ve Uygulama Şekli
    74. Raf Ömrü
    75. Ruhsat Numarası(Ları)
    76. Ruhsat Sahibi
    77. Ruhsat Sahibi
    78. Saklamaya Yönelik Özel Tedbirler
    79. Terapötik Endikasyonlar
    80. Üretici Bilgileri
    81. Yardımcı Maddeler
    82. Yardımcı Maddelerin Listesi

İlaç Etken Maddeleri

  • vardenafil monohidroklorür trihidrat (20 mg)

İlaç Prospektüsü

Doz Aşımı

Akut doz aşımı durumunda; hipertiroidi tablosunu andıran belirtiler (baş ağrısı, göğüs ağrısı, taşikardi, aşırı terleme, ateş, hipoglisemi, titreme, irritabilite, huzursuzluk vb.) görülür. Böyle bir tabloda tedavi, semptomatiktir. Gastrik lavaj, oksijen takviyesi, kardiyak glikozid, propranolol, diazepam, asetaminofen ve/veya klorpromazin uygulaması yapılmalıdır. Plazmaferez uygulaması yararlı olabilir.

Endikasyonlar

Basit(ötiroid) guatr ve her türlü etiyolojiye sahip hipotiroidizm (kretenizm, miksödem ve her yaştaki hastalarda görülen basit hipotiroidizm) tedavisinde (subakut tiroiditin iyileşme evresinde görülen geçici hipotiroidizm hariç), Hipofizer TSH supresyonu amacıyla, Primer atrofi ve tiroid bezinin kısmen ya da bütünüyle eksik olduğu durumlarda, Tiroid supresyon testinde diyagnostik amaçla, Postoperatuar tekrarlamayı önlemek amacıyla, Fonksiyonel yetmezliğe bağlı primer hipotiroidizmde, Tiroiditte, Sekonder hipotiroidizmde kullanılır.

Farmakodinamik Özellikler

Levotiron Tablet’in bileşiminde bulunan ve sentetik olarak hazırlanmış bir madde olan levotiroksin, normal tiroid bezi tarafından salgılanan L-tiroksin (T4) hormonunun aynısıdır. Levotiroksin’in başlıca etkisi, organizmanın bazal metabolizmasını artırmaktır. Protein, karbonhidrat ve yağ metabolizması üzerine etki ederek; organizmada ısı üretimini artırır. Söz konusu etki; hücre çekirdekleri, mitokondriler ve mikrozomlar üzerinde bulunan spesifik reseptörler aracılığı ile gerçekleşir. Oral yoldan alımı takiben, levotiroksin’in tam bir terapötik etkinlik göstermesi için 1 – 3 haftalık bir süre gereklidir. Son dozun alınmasından sonra ise, levotiroksin’in terapötik etkisi yaklaşık 1 – 3 hafta devam etmektedir.

Farmakokinetik Özellikler

Oral yoldan aç karnına alındığında, levotiroksin’in yaklaşık % 40 – 80’i sindirim sisteminden emilime uğrar. Bu oran yaşlılarda azalmaktadır. Yaklaşık 2-4 saat içerisinde Cmax değerine ulaşılır. Oral yoldan uygulanan levotiroksinin etkisi 3 – 5 gün sonra başlar.   Gıdalar ile birlikte alındığında, levotiroksin’in emiliminde % 20 oranında bir azalma olmaktadır.   Oral yoldan uygulanan levotiroksin’in tama yakını plazma proteinlerine bağlanır. Levotiroksin karaciğerde glukuronik asit ve sülfat konjugasyonuna uğrar. Söz konusu konjuge bileşikler, enterohepatik yol ile metabolize olur.   Levotiroksin’in vücuttan atılımı yavaştır. Sağlıklı bir kişide plazma eliminasyon yarı ömrü, yaklaşık 7 gündür. Vücuttan feçes ve idrar yolu ile atılır. Atılım yaşlanma ile birlikte azalır.   Hipotiroidi durumunda, levotiroksin’in plazma eliminasyon yarı ömrü uzamakta (9 – 10 gün); hipertiroidi durumunda ise azalmaktadır (3 – 4 gün).

Farmasötik Şekli

Tablet

Formülü

Bir tablet; etken madde olarak 75 mcg levotiroksin sodyum içerir.

İlaç Etkileşmeleri

Levotiroksin, kardiyak glikozidler ile birlikte verildiğinde; onların etkilerini artırabileceğinden gerekli doz ayarlamaları yapılmalıdır. Levotiroksin, birlikte kullanıldığında; katekolaminler, sempatomimetikler, trisiklik antidepresanlar ve fenitoin’in etkilerini artırmaktadır. Ketamin ile birlikte eş zamanlı uygulanması hipertansiyona ve taşikardiye neden olabilir. Birlikte kullanıldığında levotiroksin, antikoagülanların etkisini artırabileceğinden; antikoagülan ilacın dozu azaltılmalıdır. Diyabet olgularında levotiroksin, insülin ya da oral sülfanilürelerin hipoglisemik etkilerini azaltabilir. Bu durumda, insülin ya da oral sülfanilürenin dozunda gerekli düzenlemeler yapılmalıdır. Bazı ilaçlar ile eş zamanlı kullanımı levotiroksinin emilimini azaltabilir: Kolestiramin, kolestipol (ilaçların alımı arasında en az 2 saatlik zaman aralığı olmalıdır); alüminyum ve magnezyum içeren antiasitler, demir preparatları, sükralfat (ilaçların alımı arasında en az 4 saatlik zaman aralığı olmalıdır). Fenitoin, fenobarbital, karbamazepin, ve rifampin/rifabutin gibi enzim indükleyici ajanlar levotiroksin seviyelerini azaltabilir. Östrojen serum serbest-tiroksin konsantrasyonlarını azaltabilir. İmatinib tiroid replasman tedavisinin etkilerini azaltabilir. Oral kontraseptifler ile birlikte kullanımda, levotiroksin dozunun artırılması gerekebilir. Amiodaron ve propranolol; levotiroksin metabolizmasını yavaşlatabilirler. Lityum tuzları ve iyod bileşikleri, levotiroksin’e olan ihtiyacı artırabilirler. Besinlerle ve Bitkisel Ürünlerle Olan Olası Etkileşimler: Levotiroksinin enteral beslenme ajanları ile birlikte uygulanması biyoyararlammım azaltabilir ve serum tiroksin seviyelerini azaltarak hipotiroidizm belirtilerine neden olabilir. Guatrojenik yiyeceklerin alımını sınırlayınız (Örn. Kuşkonmaz, lahana, baklagiller, brokoli, ıspanak, turpgiller, brüksel lahanası, marul, soyafasülyesi). Soyafasülyesi unu ( bebek formülü), pamukyağı ile yapılan yiyecekler, ceviz, ve diyetsel lifler levotiroksinin gastrointestinal sitemden emilimini azaltabilir.

Kontraendikasyonlar

Levotiron dahil tüm tiroid hormon preparatlarının kullanımı; genel olarak tanısı konmuş ancak tedavi edilmemiş adrenal korteks yetersizliğinde (ki bu durumda önce bu yetersizliğin tedavisi yapılır, kısa bir süre sonra T4 tedavisi eklenir) ve tedavi edilmemiş hipertiroidi / tirotoksikoz durumunda kontrendikedir. Levotiron Tablet’in kullanımı, bileşimindekilerden herhangi birine karşı oluşmuş aşırı duyarlılık hallerinde kontrendikedir.

Kullanım Şekli Ve Dozu

Tüm olgularda günlük doz sabah bir defada aç karnına (sabah kahvaltısından yarım saat önce), bir miktar sıvı ile alınmalıdır. Tabletler çiğnenmemelidir. Günlük tedavi dozu olgudan olguya farklılık göstermekle birlikte, genelde 25 – 200 mcg arasında değişmektedir. Tedavinin süresi, alınan yanıta göre hekim tarafından belirlenecek olup, genelde ömür boyudur. Basit guatr ve tiroidit tedavisi :  Günlük doz, 75 – 200 mcg arasında değişmektedir. Post-operatif tekrarı önleme tedavisi :  Günlük doz, 75 – 200 mcg arasında değişmektedir. Hipotiroidi tedavisi:  Başlangıç dozu, 25 – 50 mcg olup günlük doz, 2 – 4 haftalık aralar ile 25 – 50 mcg kadar artırılabilir. İdame dozu, 100 – 200 mcg’dır. Malign neoplazma nedeni ile uygulanan tiroidektomi sonrasında:  Günlük doz, 150 – 300 mcg arasında değişmektedir. Miksödem koma tedavisi:  Ani müdahale gerektiren bu durumda ilk seçenek İ.V. tedavidir. Klinik tablo stabilize edilince oral tedaviye geçilebilir. Başlangıç dozu 25 mcg’dır. Tiroid supresyon testinde kullanım:  Tiroid hormonunun fizyolojik olarak üretilenden daha fazla alınması, endojen hormon üretimini bastırır. Bu nedenle de ekzojen tiroid hormonu, bazen tiroid supresyon testi veya tedavisinde kullanılır. Ancak bu test bugün seyrek olarak uygulanmaktadır. Bu supresyon dozu erişkinler için; 7-10 gün süre ile, kg başına günde 2.6 mcg levotiroksin uygulaması şeklindedir. Yaşlı hastalarda ve ağır hastalığı olanlarda dozaj:  Yaşlılarda ya da hipotiroidisi eski veya ağır olanlarda ya da başka bir endokrin hastalığı veya kardiyovasküler rahatsızlığı olan olgularda, tedaviye düşük başlangıç dozu (25 mcg) ile başlanılması ve doz artırımının dikkatli biçimde yapılması önerilir.   Çocuklarda dozaj:  Çocuklarda pozoloji bireylere göre düzenlenmelidir. Aşağıdaki tablo pediyatrik doz uygulamaları sırasında yardımcı olabilir. Yaş Vücut Ağırlığına Göre; kg Başına Günlük Doz 0-3 ay 10-15 mcg 3-6 ay 8-10 mcg 6-12 ay 6-8 mcg 1-5 yaş 5-6 mcg 6-12 yaş 4-5 mcg > 12 yaş 2-3 mcg   Eğer gerekiyorsa, doz 2 – 4 hafta ara ile artırılmalıdır. Konjenital hipotiroidisi olan infantlarda, tanı konduğu andan itibaren tolere edilebilen maksimum doz uygulanmalıdır.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

Levotiron 25 mcg Tablet Levotiron 50 mcg Tablet Levotiron 100 mcg Tablet

Ruhsat Sahibi

Abdi İbrahim İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş. Maslak / İSTANBUL

Ruhsat Tarihi Ve Numarası

04.08.2009 220/12

Saklama Koşulları

25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız.

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

100 tablet içeren blister ambalajlarda.

Uyarılar/Önlemler

Levotiroksin dar bir terapötik indekse sahiptir. Kullanım endikasyonuna bağlı olmaksızın, aşırı veya az tedavinin sonuçlarından kaçınmak için dikkatli dozaj titrasyonu gerekmektedir. Birçok ilaç levotiroksin sodium ile etkileşime geçerek, terapötik yanıtı sağlamak üzere dozlamada ayarlamalar yapılmasını gerektirmektedir Tiroid hormonları, yalnız başına veya diğer terapötik ajanlar ile birlikte, obezite tedavisinde veya kilo vermek üzere kullanılmamalıdır. Levotiroksin sodyum, ilgili koşulun hipotiroidizm ile ilgili olmaması durumunda; erkek veya kadın infertilitesinin tedavisinde kullanılmamalıdır. Kadınlarda uzun süreli levotiroksin sodyum tedavisi, özellikle replasman dozlarından daha fazla dozlarda menapoz sonrası kadınlarda veya süpresif levotiroksin sodyum dozları alan kadınlarda kemik resorpsiyonu ve dolayısıyla azalan kemik mineral yoğunluğu ile ilişkilidir. Bu nedenle, levotiroksin sodyum alan hastalara, istenen klinik ve biyolojik yanıta ulaşabilmek için gerekli olan minimum dozun verilmesi önerilmektedir. Kardiyovasküler hastalığı olan hastalara ve gizli kalp hastalığına ilişkin yüksek risk bulunan yaşlı hastalarda, levotiroksin tedavisine genç bireylerde veya kalp hastalığı olmayan hastalarda tavsiye edildiğinden daha düşük dozlarda başlanmalıdır. Kalbe ilişkin semptomların gelişmesi veya kötüleşmesi durumunda, levotiroksin dozu azaltılmalı veya bir hafta süreyle kesilmeli ve daha düşük bir dozda dikkatlice yeniden başlatılmalıdır. Levotiroksin sodyum ile aşırı tedavi, kalp hızında artış, kalp duvarında kalınlaşma ve kalp kontraktilitesi gibi ters kardiyovasküler etkiler oluşturabilir ve anjin veya aritmilere neden olabilir. Levotiroksin tedavisi alan koroner arter hastaları, kardiyak aritmilerinin oluşma olasılığı levotiroksin ile tedavi edilenlere kıyasla daha fazla olabileceğinden; cerrahi prosedürler sırasında yakından izlenmelidir. Koroner arter hastalarına levotiroksin ve sempatomimetik ajanların eşzamanlı uygulaması koroner yetersizliğe neden olabilir. Tirotoksikoz oluşumunu önlemek üzere, toksik olmayan diffüz guatr veya nodüler tiroid hastalarına levotiroksin uygularken dikkat edilmelidir. Serum TSH halihazırda baskılanmış ise, levotiroksin sodyum uygulanmamalıdır. Sekonder veya tersiyer hipotiroidizmi olan hastalarda, hipotalamik/hipofizer hormon eksiklikleri göz önünde bulundurulmalı ve teşhis edilmesi halinde tedavi edilmelidir. Kronik otoimmün tiroidit; adrenal yetersizlik, kötücül anemi ve insüline bağlı diyabet gibi diğer otoimmün bozukluklar ile birlikle meydana gelebilir. Eşzamanlı adrenal yetersizliği olan hastaların, levotiroksin sodyum ile tedaviye başlamadan önce glukokortikoid replasmanı ile tedavi edilmesi gerekmektedir. Bunların gerçekleştirilmemesi, tiroid hormonu tedavisi başladığında, glukokortikoidlerin tiroid hormonları ile artan metabolik klirensine bağlı olarak, akut adrenal krize neden olabilir. Levotiroksin ile tedavi edilen diyabet hastalarının antidiyabetik terapötik rejimlerinin düzenlenmesi gerekli olabilir. Konjenital hipotiroidizmi olan bebekler, en yaygın olarak kardiyovasküler anomaliler (pulmoner stenoz, atrial septal defekt ve ventriküler septal defekt) ile birlikte, diğer konjenital anomalilere ilişkin yüksek risk taşımaktadır. Çocuklarda kullanım:  Konjenital olarak hipotiroidizmli çocuklarda derhal tedaviye başlanmalı ve aralıksız devam edilmelidir. 3 yaşında ilaç 2-8 hafta kesilerek durum yeniden değerlendirilmeli ve gerekirse ilaca yeniden başlayıp uzun süre devam edilmelidir. Tiroid hormonu ile tedavinin ilk aylarında, çocuklarda saç dökülmesi görülebilirse de bu durum geçicidir. Gebelik ve laktasyonda kullanım:  Levotiroksin’in düşük miktarları plasenta bariyerini aşmaktadır. Gebelik kategorisi A’dır. Gebelikte kesinlikle gerekli ise, hekim kontrolü altında uygulanabilir. Levotiroksin az oranda anne sütüne geçmektedir. Emziren annelerde kullanımı sırasında dikkatli olunmalıdır. Araç ve makine kullanmaya etkisi : Bildirilmemiştir.

Üretim Yeri

Abdi İbrahim İlaç Sanayi ve Ticaret A.Ş. Hadımköy / İSTANBUL Reçeteli satılır. Prospektüs Onay Tarihi: 10.08.2009

Yan Etkileri / Advers Etkiler

Kardiyovasküler Sistem: Anjina, aritmi, kan basıncında artış, kardiyak arrest, flushing, kalp yetmezliği, MI, palpitasyon, nabız artışı, taşikardi   Santral Sinir Sistemi: Anksiyete, duygu durum bozukluğu, yorgunluk, ateş, başağrısı, hiperaktivite, uykusuzluk, irritabilite, sinirlilik, pseudotumor serebri (çocuklarda)   Dermatolojik: Alopesi   Endokrin&Metabolik: Fertilite bozukluğu, menstrual anormallikler   Gastrointestinal Sistem: Abdominal kramplar, iştah artışı, diyare, kusma, kilo kaybı   Hepatik: Karaciğer fonksiyon testlerinde artış   Nöromusküler& İskelet Sistemi: Kemik mineral yoğunluğunda azalma, kas zayıflığı, tremor, femur başı epifiz lezyonu (çocuklarda)   Solunum Sistemi: Dispne   Diğer: Terleme, sıcak intoleransı, hipersensitivite reaksiyonları BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE DOKTORUNUZA BAŞVURUNUZ.

Doz Aşımı

Klorambusilin yanlışlıkla uygulanan aşırı yüksek dozlarının başlıca bulgusu reversibl pansitopenidir. Ajite davranış ve ataksiden grand mal nöbetlerine kadar değişen nörolojik toksisite de meydana gelmiştir. Bilinen bir antidot bulunmadığından kan tablosu yakından izlenmeli ve gerekirse uygun kan transfüzyonlarıyla birlikte genel destekleyici önlemler alınmalıdır.

Endikasyonlar

Leukeran aşağıdaki hastalıkların tedavisinde endikedir: Hodgkin hastalığı Non-Hodgkin lenfomanın belirli şekilleri Kronik lenfositik lösemi Waldenström makroglobulinemisi İlerlemiş over adenokarsinoması Leukeran meme kanserli hastaların bir bölümünde önemli bir terapötik etkiye sahiptir.

Farmakodinamik Özellikler

Etki mekanizması: Klorambusil, bifonksiyonel alkilleyici ajan olarak görev yapan bir aromatik azotlu hardal türevidir. Alkilasyon, yüksek ölçüde reaktif olan etilenimonyum radikalinin oluşması ile gerçekleşir. Etilenimonyum türevi ile sarmal DNA’nın 2 iplikçiği arasında karşıt-bağlar oluşması ve bunun daha sonra replikasyonu engellemesi, olası bir etki biçimidir.  

Farmakokinetik Özellikler

14C işaretli klorambusilin maksimum plazma radyoaktivitesi, oral uygulamayı izleyen 40-70 dakikada ortaya çıkar. Yapılan çalışmalar, klorambusilin plazmadan ortalama 1.5 saatlik bir terminal faz yarı ömür ile kaybolduğunu ve idrar ekskresyonunun düşük olduğunu göstermektedir. 14C işaretli klorambusilin oral ya da intravenöz uygulamasından sonra yüksek düzeyde üriner radyoaktivite sağlanması, ilacın oral dozu takiben iyi emildiğinin bir göstergesidir. Metabolizma: İnsandaki klorambusil metabolizması, laboratuar hayvanlarındakine benzer ve bütirik asidin yan zincirinin ß-oksidasyonundan ibarettir. Klorambusilin başlıca metaboliti, bis-2-kloretil-2(4-aminofenil) asetik asittir (ya da fenilasetik asit hardalı); ana ilacın uygulanmasından 2-4 saat sonra plazma konsantrasyonunda bir yükselme görülür; terminal faz yarılanma ömrü klorambusile oranla daha uygundur ve bu da ilacın alkilleyici etkisine belirgin ölçüde katkıda bulunur.

Farmasötik Şekli

Leukeran 2 mg Film Tablet

Formülü

Her film tablet 2 mg klorambusil içerir. Boyar madde: Titanyum dioksit, sarı demir oksit, kırmızı demir oksit.

İlaç Etkileşmeleri

Fenilbutazon kullanan hastalarda, artmış klorambusil toksisitesi olasılığı nedeniyle, standart klorambusil dozlarının azaltılmasının gerekebileceği hayvan çalışmalarında gösterilmiştir.

Kontraendikasyonlar

Tedavide ortaya çıkabilecek komplikasyonlara göre yarar/zarar ilişkisinin göz önüne alınması gerekmektedir. Klorambusile aşırı hassasiyeti olduğu bilinen hastalarda kullanılmamalıdır.

Kullanım Şekli Ve Dozu

KULLANILAN TEDAVİ ŞEMALARININ AYRINTILARI İÇİN BU KONUDAKİ ÇALIŞMALARDAN YARARLANILMALIDIR.  Leukeran oral yoldan uygulanır. Tablet dış kaplaması bozulmadığı sürece Leukeran tableti ellemekte bir sakınca yoktur. Leukeran tabletler bölünmemelidir. (Hekim tarafından başka şekilde tavsiye edilmediği takdirde)   Yetişkinler:   Hodgkin hastalığı: Tek ajan olarak kullanıldığında tipik doz 4-8 hafta süreyle günde 0.2 mg/kg’dır. Leukeran genellikle kombinasyon tedavisinde yer alır ve çeşitli tedavi şemaları kullanılmıştır. Leukeran aynı zamanda azotlu hardala bir alternatif olarak da kullanılabilir; toksisitesi daha az fakat terapötik sonuçları aynıdır. Non-Hodgkin lenfoma: Tek ajan olarak kullanıldığında normal doz başlangıçta 4-8 hafta süreyle günde 0.1-0.2 mg/kg’dır. Bundan sonra idame tedavisi ya günlük dozu azaltarak ya da aralıklı kürlerle uygulanır. Leukeran ilerlemiş diffüz lenfositik lenfomalı hastaların ve radyoterapiden sonra nükseden vakaların tedavisinde yararlıdır. İlerlemiş non-Hodgkin lenfomalı hastalarda klorambusilin tek ajan olarak uygulanması ile kombinasyon kemoterapisiyle elde edilen toplam cevap oranları arasında belirgin bir fark yoktur.   Kronik lenfositik lösemi: Leukeran tedavisine genellikle hastada semptomlar meydana geldikten sonra ya da periferik kan sayımıyla belirlenen, kemik iliği fonksiyon bozukluğu kanıtı (ilik yetmezliği değil) bulunduğu zaman başlanır. Tedavinin başlangıcında Leukeran, total lökosit sayısı 10000/ml’ye düşünceye kadar günde 0.15 mg/kg dozunda uygulanır. Tedavi ilk kürün bitiminden 4 hafta sonra tekrar uygulanabilir ve günde 0.1 mg/kg’lık dozlarda devam edebilir. Hastaların bir kısmında genellikle 2 yıl tedaviden sonra kan lökosit sayısı normal sınırlara düşer, büyümüş olan dalak ve lenf nodülleri elle hissedilemez hale gelir ve lenfositlerin kemik iliğindeki oranı %20’nin altına iner. Kemik iliği yetmezliği kanıtı bulunan hastalar önce prednizolon ile tedavi edilmeli ve Leukeran ile tedaviye başlamadan önce ilik rejenerasyonu kanıtı elde edilmelidir. Aralıklı yüksek doz Leukeran tedavisi ile günlük Leukeran tedavisi karşılaştırılmış ve ne terapötik yanıtta ne de yan etkilerin sıklığında, her iki tedavi grubu arasında belirgin bir fark gözlenmemiştir.   Waldenström makroglobulinemisi: Bu endikasyonda seçilecek tedavi Leukeran’dır. Başlangıç dozlarının lökopeni oluşuncaya kadar günde 6-12 mg olması ve bunu süresiz olarak günde 2-8 mg’lık dozların izlenmesi önerilir.   Over karsinoması: Tek ajan olarak kullanıldığında tipik doz 4-6 hafta süreyle günde 0.2 mg/kg’dır. Lökopeni oluşuncaya kadar günde 0.3 mg/kg’lık bir doz uygulanmıştır. Toplam lökosit sayısını 4000/mm3’ün altında tutmak amacıyla günde 0.2 mg/kg’lık idame dozları verilmiştir. Klinik uygulamada idame kürleri, her kür arasında 2-6 haftalık aralar olmak üzere 2-4 hafta sürer.   İlerlemiş meme kanseri: Tek ajan olarak kullanıldığında tipik doz 6 hafta süreyle günde 0.2 mg/kg’dır. Ciddi bir hemopoetik depresyon bulunmaması kaydıyla Leukeran 4-6 hafta süreyle vücut ağırlığına bakılmaksızın günde 14-20 mg doz sınırlarında prednizolon ile kombine uygulanabilir. Leukeran aynı zamanda günde 5-7.5 mg/m2 dozlarında metotreksat, 5-florourasil ve prednizolon ile kombinasyon halinde verilebilir.   Çocuklar: Leukeran çocuklarda Hodgkin hastalığı ve non-Hodgkin lenfoma tedavilerinde kullanılabilir. Doz şemaları erişkinlerde kullanılanlar ile aynıdır.

Piyasada Mevcut Diğer Farmasötik Dozaj Şekilleri

Saklama Koşulları

2°-8°C arasında ve kuru bir yerde saklayınız.

Ticari Sunum Şekli Ve Ambalaj İçeriği

Leukeran 2 mg film tablet, 25 adet, şişede.

Uyarılar/Önlemler

Leukeran AKTİF BİR SİTOTOKSİK AJAN OLUP, ANCAK BU TÜR AJANLARIN UYGULANMASINDA DENEYİMLİ HEKİMLERİN KONTROLÜ ALTINDA KULLANILABİLİR.    İzleme: Leukeran irreversibl kemik iliği süpresyonu meydana getirebileceğinden, tedavi uygulanmakta olan hastalarda kan sayımları dikkatle kontrol edilmelidir. Leukeran terapötik dozlarda lenfositleri azaltır. Nötrofil ve trombosit sayıları ile hemoglobin düzeyleri üzerindeki etkisi daha azdır. Nötrofillerdeki ilk düşüş belirtisinde Leukeran uygulanımını durdurmak gerekmez; fakat bu düşüşün son dozdan sonra 10 gün ya da daha fazla devam edebileceği unutulmamalıdır. Yakın bir tarihte radyoterapi uygulanmış ya da başka sitotoksik ajanlar almış bulunan hastalara Leukeran verilmemelidir. Kemik iliğinin infiltrasyonu varsa ya da kemik iliği hipoplazikse günlük doz 0.1 mg/kg vücut ağırlığını aşmamalıdır.   Böbrek fonksiyon bozukluğu: Böbrek fonksiyon yetmezliği kanıtı bulunan hastalar dikkatle kontrol altında tutulmalıdır, çünkü bunlarda azotemiye bağlı daha ileri miyelosupresyon meydana gelebilir.   Karaciğer fonksiyon bozukluğu: Leukeran’ın metabolizması halen araştırılmaktadır ve belirgin hepatik fonksiyon bozukluğu bulunan hastalarda dozun azaltılması düşünülmelidir.   Mutajenisite ve karsinojenisite: Klorambusilin insanlarda kromatid ya da kromozom hasarına neden olduğu görülmüştür. Kronik lenfositik lösemi için klorambusil tedavisinden sonra akut lösemi geliştiği bildirilmiştir. Bununla beraber, akut löseminin hastalığın doğal seyrinin bir parçası mı olduğu yoksa kemoterapinin mi buna neden olduğu açıkça bilinmemektedir. Over kanserli hastalarda alkilleyici ajanlar almış olanlar ile almamış olanların karşılaştırıldığı bir çalışmada, klorambusil de dahil olmak üzere alkilleyici ajan kullanımının akut lösemi vakalarını belirgin derecede artırdığı görülmüştür. Meme kanseri için uzun süreli adjuvan tedavi olarak klorambusil uygulanan hastaların küçük bir oranında akut miyeloid lösemi kaydedilmiştir. Klorambusil kullanımı söz konusu olduğunda potansiyel terapötik yarara karşılık lösemojenik risk gözönünde tutulmalıdır.   Fertilite üzerine etkiler: Klorambusil over fonksiyonunu azaltabilir ve klorambusil tedavisinden sonra amenore kaydedilmiştir. Klorambusil ile tedavi sonucu azospermi görülmüştür; fakat bunun için toplam dozun en az 400 mg olması gerektiği düşünülmektedir. Lenfomalı hastalarda total 410-2600 mg dozlarda uygulanan klorambusil tedavisinden sonra spermatogenezde değişik derecelerde düzelme kaydedilmiştir.   Teratojenisite: Diğer sitotoksik kemoterapilerde olduğu gibi, eşlerden biri Leukeran alıyorsa uygun doğum kontrol yöntemlerinin uygulanması önerilir. Diğer sitotoksik ajanlar gibi Leukeran da potansiyel olarak teratojeniktir.   Gebelik ve emzirme döneminde kullanımı: Gebelik sırasında ve özellikle ilk 3 ay içinde klorambusil kullanımından imkan varsa kaçınılmalıdır. Her vakada anneye sağlanması beklenen yarara karşılık fetus üzerindeki risk gözönünde bulundurulmalıdır. Leukeran uygulanan anneler emzirmemelidir.

Yan Etkileri / Advers Etkiler

En sık rastlanan yan etki kemik iliği supresyonudur. Kemik iliği supresyonu sık meydana gelmekle beraber, eğer klorambusil tedaviden yeterli derecede erken çekilirse reversibldir. Bununla beraber irreversibl kemik iliği yetmezliği kaydedilmiştir. Bulantı, kusma, diyare ve oral ülserasyon gibi gastrointestinal bozukluklar nadiren meydana gelir. Başka yan etkiler genellikle ancak terapötik doz aşıldığı zaman görülür. Uzun süre klorambusil tedavisi uygulanan kronik lenfositik lösemili hastalarda ciddi interstisyel pulmoner fibrozis zaman zaman bildirilmiştir. Pulmoner fibrozis klorambusil kesilince reversibl olabilir. Hepatotoksisite ve sarılık bildirilmiştir. Bildirilen diğer istenmeyen etkiler ateş, deride aşırı duyarlılık, periferik nöropati, interstisyel pnömoni ve steril sistiti içerir. Deri döküntülerine sık rastlanmamakla birlikte döküntü görülebilir ve çok nadir olarak Stevens-Johnson sendromu ve toksik epidermal nekroliz’in dahil olduğu ciddi durumlara ilerlediği bildirilmiştir. Klorambusil ile tedavi edilen nefrotik sendromlu çocuklarda epileptik nöbetler meydana gelmiş ve erişkinlerde doza bağlı fokal krizler kaydedilmiştir.   BEKLENMEYEN BİR ETKİ GÖRÜLDÜĞÜNDE HEKİMİNİZE BAŞVURUNUZ.

Ambalajın Niteliği Ve İçeriği

50 film kaplı tablet içeren PVC/Al blister

Araç Ve Makine Kullanımı Üzerindeki Etkiler

Araç ve makine kullanımı üzerindeki etkisine yönelik bir çalışma yapılmamıştır. Bu nedenle, kişiden kişiye değişen hassasiyete bağlı olarak tedavinin başlangıcında veya doz artışlarında, uyuklama hali veya diğer santral sinir sistemi ile ilişkili semptomlar görülebilir. Bundan dolayı bu tür görevleri yapacak kişilerin, araç sürücülerinin ve makina operatörlerinin dikkatli olması önerilir. Bu tür aktiviteleri gerçekleştirilecek hastaların becerilerinin etkilenmediği saptanıncaya dek araç veya makine kullanması önerilmemektedir.

İlacı Kullanmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve “Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmelikleri”ne uygun olarak imha edilmelidir.

İlacın Olası Yan Etkileri Nelerdir

LEVESTO 500 mg film kaplı tablet

İlaç Nasıl Kullanılır

Her bir film tablet 500 mg Levetirasetam içerir.

İlaç Nedir Ve Niçin Kullanılır

Bilinen herhangi bir geçimsizliği bulunmamaktadır.

İlaç Saklanma Koşulları Nasıldır

Levetirasetam, diğer pirolidon türevleri veya içindeki herhangi bir maddeye karşı aşırı duyarlılığı olanlarda kontrendikedir.

Beşeri Tıbbi Üründen Arta Kalan Maddelerin İmhası

Ağızdan alınır.

Beşeri Tıbbi Ürünün Adı

Diğer Tıbbi Ürünler İle Etkileşimler Ve Diğer Etki

LEVESTO 500 mg film kaplı tablet

Doz Aşımı Ve Tedavisi

22/11/2011

Etkin Maddeler

24 ay

Farmakodinamik Özellikler

237/30

Farmakokinetik Özellikler

25°C’nin altındaki oda sıcaklığında ve ambalajında saklanır.

Farmasötik Form

Mısır nişastası, povidon, talk, silika (kolloidal susuz), magnezyum stearat, polivinil alkol – hidrolize, titanyum dioksit, makrogol/PEG 3350, sarı demir oksit (%3-5)

Ambalajın Niteliği Ve İçeriği

PP / Alu-blister ambalajlarda 2 veya 4 tablet.

Araç Ve Makine Kullanımı Üzerindeki Etkiler

Hastalar, vardenafile nasıl reaksiyon göstereceğini kontrol etmeden, araç ya da makine kullanımı sırasında vardenafil almamalıdır.

İlacı Kullanmadan Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler

LEVITRA’yı aşağıdaki durumlarda KULLANMAYINIZ Eğer; İlacın içindeki maddelerden herhangi birine karşı alerjiniz varsa, Kalp hastalıklarında kullanılan nitrat grubu ilaç kullanıyorsanız, HIV (İnsan İmmün Yetersizlik Virüsü) tedavisinde kullanılan ilaçları (indinavir ya da ritonavir gibi) kullanıyorsanız, Non-arteritik anterior iskemik optik nöropatisi adı verilen göz hastalığınız var ise, LEVITRA’yı aşağıdaki durumlarda DİKKATLİ KULLANINIZ Eğer;  Kalp hastalığınız varsa,  Tansiyonunuz düşükse, Kalpten çıkan damarlarda darlık varsa,   Kalp ritminizde bozukluk varsa,   Peniste yapısal bozukluk varsa, Kan hücrelerinin parçalandığı kansızlık, kan hücrelerinde gelişen kanser gibi rahatsızlıklarınız varsa, Sertleşme sorunu tedavisinde başka ilaçlar kullanıyorsanız, Şiddetli karaciğer yetmezliğiniz varsa, Diyaliz gerektiren böbrek yetmezliğiniz varsa, Yeni geçirilmiş (son 6 ayda) felç ve kalp krizi öykünüz varsa, Hareketle ilişkisi olmayan göğüs ağrınız varsa, Göz hastalıklarınız varsa, Ani görme kaybınız olursa, Yüksek tansiyon ve prostat büyümesi tedavisinde kullanılan alfa blokör grubu ilaç kullanıyorsanız, Bir mantar ilacı kullanıyorsanız, Bir antibiyotik olan eritromisin veya klaritromisin kullanıyorsanız, HIV tedavisinde kullanılan ilaçları kullanıyorsanız, Kanama bozukluğunuz varsa, Mide ülseriniz varsa, Pıhtı eritici bir ilaç olan heparin kullanıyorsanız, Bu uyarılar geçmişteki herhangi bir dönemde dahi olsa sizin için geçerliyse lütfen doktorunuza danışın.   LEVITRA’nın yiyecek ve içecek ile kullanılması LEVITRA, yiyeceklerle birlikte ya da tek başına alınabilir. Ancak ilacın etkisini geciktirebileceğinden, ağır veya çok yağlı bir yemekten sonra almamanız önerilir.   Hamilelik LEVITRA erkekler içindir.   Kadınlarda, bebeklerde ve çocuklarda kullanılmamalıdır.   LEVITRA’ya nasıl reaksiyon göstereceğinizi kontrol etmeden, araç ya da makine kullanımı sırasında kullanmayınız.   Diğer ilaçlar ile birlikte kullanım Bazı ilaçlar ile birlikte kullanıldığında LEVITRA’nın etkisi değişebilir. Aşağıdaki ilaçları kullanıyorsanız lütfen doktorunuza söyleyiniz: Antibiyotik olan eritromisin, klaritromisin; Mantar tedavisinde kullanılan ketokonazol, itrakonazol; HIV tedavisinde kullanılan indinavir, ritonavir; Kalp hastalıklarında kullanılan nitratlar ve nitrik oksit vericileri; Yüksek tansiyon ve prostat büyümesi tedavisinde kullanılan alfa blokörler (tamsulosin veya terazosin gibi); Eğer reçeteli ya da reçetesiz herhangi bir ilacı şu anda kullanıyorsanız veya son zamanlarda kullandıysanız lütfen doktorunuza veya eczacınıza bunlar hakkında bilgi veriniz.

İlacın Olası Yan Etkileri Nelerdir

Tüm ilaçlar gibi, LEVITRA’nın içeriğinde bulunan maddelere duyarlı olan kişilerde yan etkiler olabilir.   Aşağıdakilerden biri olursa, LEVITRA’yı kullanmayı durdurun ve DERHAL doktorunuza bildirin veya size en yakın hastanenin acil bölümüne başvurunuz:  Yüzde ödem Işığa aşırı duyarlılık Alerji Kalp krizi Boğazda ödem Kaşıntı Döküntü Bunların hepsi çok ciddi yan etkilerdir. Eğer bunlardan biri sizde mevcut ise, acil tıbbi müdahaleye veya hastaneye yatırılmanıza gerek olabilir.  Görme bozuklukları Ani sağırlık ya da işitme kaybı Tansiyon yüksekliği Tansiyon düşüklüğü Ayağa kalkınca görülen tansiyon düşmesi Nefes darlığı Bayılma Göğüs ağrısı Görme kaybı Nöbet His azalması His bozukluğu Bulanık görme Çarpıntı Kalp hızında artış Baş dönmesi Bunların hepsi ciddi yan etkilerdir. Acil tıbbi müdahale gerekebilir.   Aşağıdakilerden herhangi birini fark ederseniz, doktorunuza söyleyiniz:  Baş ağrısı Yüzde kızarıklık Baş dönmesi Burun tıkanıklığı Hazımsızlık Bulantı Uyku hali Gözyaşı salgısında artış Burun kanaması Sırt ağrısı Kas ağrısı Gerginlik (geçici) Kas sertliği Sertleşme artışı İstemeden gerçekleşen sertleşme Grip ve grip benzeri hastalıklar Uykusuzluk Yanma duygusu Farklı renk tonlarının ayırt edilemediği görme kusuru (kromatopsi) Gözde iltihaplanma Göz ağrısı Işığa duyarlılık   Kulak çınlaması Buruna açılan hava boşluğunda şişme (sinüs konjesyonu) Karın ağrısı İshal Ağız kuruluğu Mide iltihabı Mide asidinin yemek borusuna geri kaçması (reflü) Yemek borusu iltihabı Yutma güçlüğü Aşırı terleme  Kusma Eklem ağrısı Boyun ağrısı Boşalma bozuklukları (erken boşalma dahil) Yorgunluk Kendini kötü hissetme Bunlar LEVITRA’nın hafif yan etkileridir. Ayrıca, LEVITRA’nın olası yan etkileri, görülme sıklıklarına göre de aşağıda verilmiştir.   Çok yaygın: Baş ağrısı, yüzde kızarıklık (yüzde kızarıklıkla birlikte yanma, sıcak basması, eritem dahil). Yaygın: Baş dönmesi, burun tıkanıklığı, hazımsızlık, bulantı. Yaygın olmayan: Uyku hali, gözyaşı salgısında artış, görme bozuklukları (parlak görme dahil), tansiyon yüksekliği, tansiyon düşüklüğü, ayağa kalkınca görülen tansiyon düşmesi, nefes darlığı, burun kanaması, karaciğer fonksiyon testlerinde anormallik, GGTP (karaciğerden salgılanan bir enzim) artışı, yüzde ödem (yüz şişkinliği dahil), ışığa aşırı duyarlılık, sırt ağrısı, kas ağrısı, kanda kreatin fosfokinaz (iskelet kası ve kalp kası hastalıklarında artan bir enzim) artışı, uykusuzluk, yanma duygusu, his azalması, his bozukluğu, farklı renk tonlarının ayırt edilemediği görme kusuru (kromatopsi), gözde iltihaplanma, göz ağrısı, ışığa duyarlılık, bulanık görme, kulak çınlaması, baş dönmesi, çarpıntı, kalp hızında artış, buruna açılan hava boşluğunda şişme (sinüs konjesyonu), karın ağrısı, ishal, ağız kuruluğu, mide iltihabı, mide asidinin yemek borusuna geri kaçması (reflü), yemek borusu iltihabı, kusma, aşırı terleme, kaşıntı, döküntü, eklem ağrısı, yorgunluk, göğüs ağrısı, kendini kötü hissetme. Seyrek: Alerji, gerginlik, geçici hafıza kaybı, bayılma, nöbet, göz içi basıncında artma, göğüs ağrısı, kalp krizi, boğazda ödem, kas sertliği, sertleşme artışı (uzun süreli veya ağrılı), istemeden gerçekleşen sertleşme, grip ve grip benzeri hastalıklar, yutma güçlüğü, boyun ağrısı, boşalma bozuklukları (erken boşalma dahil)   Eğer bu kullanma talimatında bahsi geçmeyen herhangi bir yan etki ile karşılaşırsanız doktorunuzu veya eczacınızı bilgilendiriniz

İlaç Nasıl Kullanılır

Doktorunuz ayrı bir tavsiyede bulunmadıkça, LEVITRA’yı cinsel aktiviteden yaklaşık 25-60 dakika önce alınız. Doktorunuz tarafından önerilen dozun en fazla günde bir kere alınması önerilir. Yapılan çalışmalarda LEVITRA’nın cinsel aktiviteden 4-5 saat öncesinde alındığında da etkili olacağı görülmüştür. Yanıt alınabilmesi için cinsel uyarı gereklidir.   Uygulama yolu ve metodu: LEVITRA, ağız yoluyla alınır. Yemeklerle birlikte ya da tek başına alınabilir.   Değişik yaş grupları:   Çocuklarda kullanımı: Çocuklarda ve ergenlik dönemindekilerde kullanılmaz.   Yaşlılarda kullanımı: Yaşlı hastalarda doz ayarlamasına gerek yoktur.   Böbrek yetmezliği: Böbrek yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması gerekmez. Diyalize giren hastalarda kullanımı önerilmemektedir.   Karaciğer yetmezliği: Hafif karaciğer yetmezliği olan hastalarda doz ayarlaması gerekmez. Orta derece karaciğer yetmezliğinde başlangıç dozu 5 mg olmalıdır, en fazla 10 mg’a çıkılabilir. Şiddetli karaciğer yetmezliğinde önerilmemektedir Eğer LEVITRA’nın etkisinin çok güçlü veya zayıf olduğuna dair bir izleniminiz var ise doktorunuz veya eczacınız ile konuşunuz.   Kullanmanız gerekenden daha fazla LEVITRA kullandıysanız: LEVITRA’dan kullanmanız gerekenden fazlasını kullanmışsanız bir doktor veya eczacı ile konuşunuz. Kullanmanız gerekenden daha fazla LEVITRA kullanırsanız, şiddetli sırt ağrısı görülebilir.   LEVITRA’yı kullanmayı unutursanız: Unutulan dozları dengelemek için çift doz almayınız.   LEVITRA ile tedavi sonlandırıldığındaki oluşabilecek etkiler LEVITRA ile tedavi sonlandırıldığındaki oluşabilecek etkiler konusunda doktorunuza danışınız.

İlaç Nedir Ve Niçin Kullanılır

LEVITRA, film kaplı tabletler şeklinde kullanıma sunulmuştur. LEVITRA’nın etkin maddesi vardenafil, fosfodiesteraz tip 5 (PDE5) inhibitörleri adı verilen ilaç grubuna dahildir. PDE5’in baskılanması, kaslarda gevşemeye ve penise kan akımının artmasına neden olur. Sonuçta penis sertleşmesi sağlanır. LEVITRA, bir yüzünde BAYER logosu, diğer yüzünde “20” basılı olan, turuncu renkte yuvarlak bir tablettir. Her kutuda 2 veya 4 tablet bulunur. LEVITRA, erkeklerde sertleşme sorunu (erektil disfonksiyon) tedavisinde kullanılır. Sertleşme sorunu, bir erkekte cinsel etkinlik için gereken penis sertleşmesinin sağlanamaması veya sertliğin korunamamasıdır.

İlaç Saklanma Koşulları Nasıldır

LEVITRA’yı çocukların göremeyeceği, erişemeyeceği yerlerde ve ambalajında saklayınız. 25oC’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız. Son kullanma tarihiyle uyumlu olarak kullanınız. Ambalajın üzerindeki son kullanma tarihinden sonra LEVITRA’yı kullanmayınız. Eğer üründe ve/veya ambalajında bozukluk farkederseniz LEVITRA’yı kullanmayınız

Beşeri Tıbbi Üründen Arta Kalan Maddelerin İmhası

Kullanılmamış olan ürünler ya da atık materyaller, “Tıbbi Atıkların Kontrolü Yönetmeliği” ve “Ambalaj ve Ambalaj Atıklarının Kontrolü Yönetmeliği”ne uygun olarak imha edilmelidir.

Beşeri Tıbbi Ürünün Adı

LEVITRA® 20 mg film kaplı tablet

Diğer Tıbbi Ürünler İle Etkileşimler Ve Diğer Etki

CYP inhibitörleri: Vardenafil, sitokrom P450 (CYP) izoform 3A4 yoluyla, ve kısmen CYP3A5 ve CYP2C9 izoformlarının katkısıyla, esas olarak hepatik enzimler tarafından metabolize edilir. Bu nedenle, bu enzimlerin inhibitörleri vardenafil klerensini azaltabilir. Non-spesifik bir sitokrom P450 inhibitörü olan simetidin (400 mg, günde 2 defa), sağlıklı gönüllülere vardenafil (20 mg) ile birlikte uygulandığında, vardenafil EAA (Eğrinin Altında Kalan Alan) ve Cmaks değerleri üzerinde herhangi bir etkisi olmamıştır. Bir CYP3A4 inhibitörü olan eritromisin (500 mg, günde 3 defa), sağlıklı gönüllülere vardenafil (5 mg) ile birlikte uygulandığında, vardenafil EAA değerinde 4 kat (%300) ve Cmaks değerinde 3 kat (%200) artışa neden olmuştur. Potent bir CYP3A4 inhibitörü olan ketokonazol (200 mg), sağlıklı gönüllülere vardenafil (5 mg) ile birlikte uygulandığında, vardenafil EAA değerinde 10 kat (%900) ve Cmaks değerinde 4 kat (%300) artışa yol açmıştır. Vardenafil’in (10 mg) HIV proteaz inhibitörü olan indinavir (800 mg, günde 3 defa) ile birlikte verilmesi, vardenafil EAA değerinde 16 kat (%1500) ve Cmaksdeğerinde 7 kat (%600) artışa neden olmuştur. Aynı anda uygulamadan 24 saat sonra, plazma vardenafil düzeyleri, doruk vardenafil plazma düzeyinin (Cmaks) yaklaşık %4’ü dolayında bulunmuştur. Ritonavir (günde 2 defa 600 mg), vardenafil (5 mg) ile aynı anda uygulandığında, vardenafil Cmaks değerinde 13 kat ve EAA 0-24 değerinde 49 kat artışa yol açmıştır. Etkileşim, vardenafilin karaciğerdeki metabolizmasının kuvvetli CYP3A4 inhibitörü olan ve aynı zamanda CYP2C9’u inhibe eden ritonavir tarafından bloke edilmesinin bir sonucudur. Ritonavir, vardenafilin yarılanma ömrünü belirgin şekilde 25.7 saate uzatmıştır. Ketokonazol, itrakonazol, indinavir veya ritonavir gibi potent CYP3A4 inhibitörleri ile eş zamanlı kullanım, vardenafil plazma düzeylerinde belirgin artış oluşturabilir. Eritromisin veya klaritromisin ile kombinasyon halinde kullanılırsa 5 mg’lık maksimum doz aşılmamalıdır (bkz “Kullanım için Özel Uyarılar ve Özel Önlemler”). Ketokonazol ve itrakonazol ile kombinasyon halinde kullanılırsa 5 mg’lık maksimum doz aşılmamalıdır. Vardenafil, 200 mg’dan yüksek ketokonazol ve itrakonazol dozlarıyla birlikte alınmamalıdır (bakınız “Kullanım için Özel Uyarılar ve Özel Önlemler”, “Pozoloji ve kullanım şekli”). CYP 3A4 sisteminin kuvvetli potent inhibitörleri olan indinavir ve ritonavir ile birlikte kullanımı kontrendikedir. (bakınız “Pozoloji ve kullanım şekli”), “Kullanım için Özel Uyarılar ve Özel Önlemler”, “Kontrendikasyonlar”) Nikorandil hibrid bir potasyum kanalı açıcısı ve nitrattır. Nitrat bileşeni nedeniyle vardenafil ile ciddi etkileşim potansiyeline sahiptir. Nitratlar, Nitrik Oksit Vericileri: On sekiz sağlıklı erkek gönüllü üzerinde yapılan bir çalışmada, nitrogliserin dozundan önce değişik zaman aralıkları ile (24 saatten 1 saate kadar inen) vardenafil (10 mg) verildiğinde, dilaltı nitrogliserinin kan basıncını düşürücü etkisinde herhangi bir potansiyalizasyon gözlenmemiştir. Orta yaşlı, sağlıklı deneklere 20 mg vardenafil uygulanması, vardenafilden 1-4 saat sonra alınan dilaltı nitratların (0.4mg) kan basıncını düşürücü etkisini potansiyalize etmiştir. Bu etkiler, 20 mg vardenafil, nitrogliserinden 24 saat önce alınınca saptanmamıştır. Ancak, vardenafilin, nitratlar ile birlikte hastalara verildiğindeki potansiyel hipotansif etkileri hakkında bilgi bulunmamaktadır. Bu nedenle, eş zamanlı kullanımları kontrendikedir.   Diğerleri: Vardenafil (20 mg), glibenklamid (Glyburide, 3.5 mg) ile eş zamanlı uygulandığında, glibenklamidin relatif biyoyararlanımını etkilememiştir (glibenklamidin EAA ve Cmaks değerleri üzerinde hiçbir etkisi olmamıştır). Glibenklamid ile eş zamanlı uygulamada, vardenafil farmakokinetiğinin değiştiğine yönelik herhangi bir veri bulunmamıştır. Varfarin (25 mg), Vardenafil (20 mg) ile eş zamanlı uygulandığında, hiçbir farmakokinetik ve farmakodinamik (protrombin zamanı ve pıhtılaşma faktörleri II, VII ve X) etkileşim görülmemiştir. Vardenafil farmakokinetiği, eş zamanlı varfarin uygulanması tarafından etkilenmemiştir. Vardenafil (20 mg), nifedipin (30 ya da 60 mg) ile birlikte verildiğinde, bunlarla ilişkili bir farmakokinetik etkileşim görülmemiştir. Vardenafil ve nifedipin ile yapılan kombine tedavi, farmakodinamik etkileşime yol açmamıştır (plaseboya kıyasla Vardenafil, sırtüstü sistolik ve diyastolik kan basınçlarında, sırasıyla ortalama 5.9 mmHg ve 5.2 mmHg’lık ek basınç azalmaları oluşturmuştur).   Alfa-blokörler Alfa blokör monoterapisi, kan basıncının belirgin ölçüde düşmesine, özellikle postüral hipotansiyona ve senkopa neden olabildiğinden, stabil tamsulosin ya da terazosin tedavisindeki benign prostatik hiperplazi (BPH) hastalarında ve ayrıca kısa süreli alfa blokör tedavisi sonrasındaki tansiyonu normal gönüllülerde vardenafil ile etkileşim çalışmaları yürütülmüştür. Tamsulosin veya terazosin alfa-blokörlerinin 14 gün veya daha kısa sürede yüksek dozlara zorlu titrasyonundan sonra LEVITRA uygulanan sağlıklı gönüllülerde yapılan iki etkileşim çalışmasında anlamlı sayıda bireyde (bazı olgularda semptomatik) hipotansiyon bildirilmiştir. Terazosinle tedavi edilen bireyler arasında hipotansiyon (ayakta iken sistolik kan basıncının 85 mm Hg’nin altında olması), LEVITRA ve terazosin eşzamanlı verildiğinde, 6 saat arayla yapılan uygulamaya göre daha sık gözlemlenmiştir. Bu çalışmalar alfa blokörün yüksek dozlara zorlu titrasyonundan sonra sağlıklı gönüllüler kullanılarak yapıldığından (bireyle stabil alfa blokör tedavisinde değildir) klinik önemleri sınırlı olabilir. Stabil tamsulosin veya terazosin tedavisindeki benign prostat hiperplazili (BPH) hastalarda LEVITRA ile etkileşim çalışmaları yürütülmüştür. LEVITRA stabil bir tamsulosin tedavisi zemininde 5, 10 veya 20 mg dozlarında verildiğinde kan basıncında klinik önemi olan bir azalma olmamıştır. LEVITRA 5 mg ile tamsulosin 0.4 mg eşzamanlı olarak verildiğinde 21 hastanın 2’sinde ayakta iken sistolik kan basıncı 85 mm Hg’nin altında olmuştur. LEVITRA 5 mg ve tamsulosin altı saat ara ile verildiğinde 21 hastadan 2’sine ayakta iken sistolik kan basıncı 85 mm Hg’nin altında olmuştur. BPH’li hastalarda yapılan sonraki bir çalışmada LEVITRA 10 mg ve 20 mg ile tamsulosin 0.4 veya 0.8 mg eşzamanlı olarak verildiğinde, ayakta iken sistolik kan basıncı 85 mm Hg’nın altında olan olgu yoktur. LEVITRA 5 mg ile terazosin 5 veya 10 mg eşzamanlı olarak verildiğinde 21 hastadan 1’inde semptomatik postüral hipotansiyon meydana gelmiştir. LEVITRA 5 mg ve terazosin 6 saat arayla verildiklerinde, hipotansiyon gözlemlenmemiştir. Dozlar arasındaki zamana karar verilirken bu dikkate alınmalıdır. Eşzamanlı tedavi yalnızca hasta stabil alfa-blokör tedavisinde iken başlanmalıdır. Stabil alfa-blokör tedavisinde olan hastalarda, LEVITRA önerilen en düşük doz olan 5 mg ile başlanmalıdır. LEVITRA tamsulosin ile herhangi bir zamanda uygulanabilir. LEVITRA diğer alfa-blokörlerle eşzamanlı olarak reçetelendiğinde ayrı zamanlarda verilmesi dikkate alınmalıdır (bakınız Uyarılar ve Önlemler). Kararlı durum konsantrasyonundaki digoksin (0.375 mg) ile birlikte, 14 gün süreyle günaşırı Vardenafil (20 mg) uygulandığında, farmakokinetik etkileşim bulunmadığı gösterilmiştir. Digoksin ile eş zamanlı uygulamada, vardenafil farmakokinetiğinin değiştiğine yönelik herhangi bir veri bulunmamıştır. Tek doz maaloks (antasid; magnezyum hidroksit/alüminyum hidroksit), vardenafilin biyoyararlanımını (EAA) ya da doruk konsantrasyonunu (Cmaks) etkilememiştir. Vardenafilin (20 mg) biyoyararlanımı, H2-antagonistleri ranitidin (150 mg, günde 2 defa) ve simetidin (400 mg b.i.d.) tarafından etkilenmemiştir. Vardenafil (10 mg ve 20 mg), tek başına ya da düşük doz asetilsalisilik asit (2×81 mg tablet) ile kombine halde alındığında, kanama zamanını etkilememiştir. Vardenafil (20 mg), alkolün (0.5 g/kg vücut ağırlığı) hipotansif etkilerini potansiyalize etmemiştir. Vardenafil farmakokinetiği değişmemiştir. Faz III popülasyon farmakokinetiği araştırmalarında, asetilsalisilik asit, ACE-inhibitörleri, beta-blokörler, zayıf CYP 3A4 inhibitörleri, diüretikler ve diyabet tedavisinde kullanılan ilaçların (sülfonilüreler ve metformin) vardenafil farmakokinetiği üzerinde anlamlı etkilerinin bulunmadığı açığa çıkarılmıştır. Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler Özel popülasyonlar üzerinde ilaç etkileşimleri açısından çalışma yapılmamıştır.   Pediyatrik popülasyon: Vardenafil çocuklarda kullanılmaz.

Doz Aşımı Ve Tedavisi

Tek doz gönüllü çalışmalarında, vardenafil, günde 80 mg’a kadar olan dozlarda (bu doz dahil) incelenmiştir. İncelenen en yüksek doz bile (günde 80 mg), ciddi advers olaylara yol açmaksızın tolere edilmiştir. Bu durum, 4 hafta süreyle günde 40 mg’lık dozların uygulandığı bir çalışma ile doğrulanmıştır. 40 mg’lık dozlar günde iki kez uygulandığında, şiddetli sırt ağrısı olguları gözlenmiştir. Ancak, kaslara yönelik ya da nörolojik toksisite saptanmamıştır. Doz aşımı vakalarında, destekleyici tedavi uygulanmalıdır. Vardenafil plazma proteinlerine yüksek oranda bağlandığı ve idrar ile eliminasyonu önemli düzeyde olmadığı için, renal diyalizin klerensi hızlandırması beklenmez.

Etkin Maddeler

 Her tablet 20 mg vardenafile eşdeğer 23.804 mg vardenafil monohidroklorür trihidrat içerir.

Farmakodinamik Özellikler

Farmakoterapötik grup: Fosfodiesteraz inhibitörleri ATC kodu: G04BE09 Etki mekanizması Penil ereksiyon, korpus kavernozum ve bununla ilişkili arteriyollerdeki düz kasların gevşemesine dayanan, hemodinamik bir süreçtir. Cinsel uyarı sırasında, korpus kavernozumdaki sinir uçlarından nitrik oksit (NO) serbestlenir; bu madde guanilat siklaz enzimini aktive eder ve korpus kavernozumda siklik guanozin monofosfat (cGMP) düzeyinde yükselmeye yol açar. Bu durum, daha sonra düz kas gevşemesini tetikler ve penis içine akan kanın artmasını sağlar. Gerçek cGMP düzeyi, bir taraftan guanilat siklaz aracılığıyla sentezlenme hızı ve diğer taraftan cGMP hidrolize edici fosfodiesterazlar (PDE’ler) yoluyla degradasyon hızı ile düzenlenmektedir. İnsan korpus kavernozumunda en önemli PDE, cGMP-spesifik fosfodiesteraz tip 5’tir (PDE5). Vardenafil, korpus kavernozumda cGMP’nin degradasyonundan sorumlu enzim olan PDE5’i inhibe ederek, cinsel uyarı üzerine korpus kavernozumda lokal olarak serbestlenen endojen NO’nun etkisini güçlü bir şekilde artırır. PDE5’in vardenafil tarafından inhibisyonu, korpus kavernozum içerisinde cGMP düzeylerinin artmasına yol açar ve bu durum, düz kasta gevşeme ve kanın korpus kavernozum içine akması ile sonuçlanır. Vardenafil, böylece, cinsel uyarıya karşı gelişen doğal yanıtı potansiyalize eder. Saflaştırılmış enzim preparatları üzerinde yapılan araştırmalarda, vardenafilin, insan PDE5’ine karşı 0,7 nM’lik bir IC50 değeriyle, PDE5’in çok güçlü ve yüksek ölçüde selektif bir inhibitörü olduğu gösterilmiştir. Vardenafilin inhibitör etkisi, PDE5 üzerinde bilinen diğer fosfodiesterazlardan daha potenttir (PDE6’ya göre 15 katın üzerinde, PDE1’e göre 130 katın üzerinde, PDE11’e göre 300 katın üzerinde ve PDE2, 3, 4, 7, 8, 9 ve 10’a göre 1,000 katın üzerinde). Vardenafil in vitro ortamda, izole insan korpus kavernozumunda cGMP artışına neden olarak, kas gevşemesine yol açar. Bilinci yerinde olan tavşanlarda, vardenafil peniste endojen nitrik oksit sentezine bağımlı ve nitrik oksit vericiler tarafından potansiyalize edilen bir ereksiyona neden olur. Erektil cevap üzerine etkileri Plasebo kontrollü bir Rigiscan çalışmasında, 20 mg vardenafil erkeklerin bazılarında 15 dakika gibi erken bir sürede, penetrasyon için yeterli ereksiyonlar oluşturdu (Rigiscan’de %60 ve daha yüksek rijidite). Bu gönüllülerin vardenafile toplam yanıtı, doz uygulamasından sonraki 25 dakikada, plaseboya kıyasla istatistiki açıdan anlamlı bulunmuştur. Klinik çalışmalar Vardenafil özel popülasyonları içeren bütün majör etkinlik araştırmalarında, erektil fonksiyonda plaseboya kıyasla klinik ve istatistiki açıdan anlamlı bir iyileşme oluşturmuştur. Bütün araştırmalar bir araya getirildiğinde, vardenafil erektil disfonksiyonu (ED) olan ve birçoğunda başka multipl hastalık tabloları bulunan 7800’den fazla erkek hastaya uygulanmıştır. 2500’den fazla sayıda hasta, vardenafil ile 6 ay ya da daha uzun süreyle tedavi edilmiştir. Bu hastların 900’ü 1 yıl ya da daha uzun süreyle tedavi edilmiştir. Bir global değerlendirme sorusu (GDS) üzerine kurulu, randomize, çift kör, plasebo kontrollü bir sabit doz araştırmasında, vardenafil 6. ayda plasebo almakta olan hastaların %28’ine kıyasla; 5 mg, 10 mg, ve 20 mg almakta olan hastaların sırasıyla %65, %80, ve %85’inde ereksiyonları iyileştirmiştir. Özel popülasyonlar üzerinde yapılan çalışmalar dahil major etkinlik araştırmalarından edinilen veriler biraraya getirildiğinde, ilk dozda başarılı bir penetrasyon sağlayabilen hastaların oranı, plaseboda %37, 10 mg ile %68, ve 20 mg ile %70 bulunmuştur. İlk dozda başarılı bir penetrasyon sağlayan hastalar arasında, 10 mg ve 20 mg vardenafil almakta olan hastalar, 3 ay süreli bir çalışma dönemi içinde daha sonraki bütün denemelerinde sırasıyla ortalama olarak %86 ve %90 oranında başarılı yanıt vermişlerdir. Vardenafil, alt-gurup analizlerinde belirlendiği gibi, başlangıçtaki şiddet derecesi, etiyoloji (organik, psikojenik ve karma), ED’nin süresi, etnik köken ve yaş önemli olmaksızın, hastalar üzerinde etkili bulunmuştur. Radikal prostatektomi geçirmiş erektil disfonksiyon hastaları Prospektif, sabit dozlu, plasebo kontrollü, çift kör bir araştırmada (n= 427), vardenafil prostatektomi geçirmiş olan hastalarda, erektil fonksiyonu klinik ve istatistiki açıdan anlamlı derecede iyileştirmiştir. İncelenen 10 mg ve 20 mg dozlarında, erektil fonksiyon alan skoru, penetrasyon için yeterli bir ereksiyon elde etme oranı, ereksiyonun başarılı bir cinsel birleşme için yeterli sürece devam ettirilmesi oranı ve sertlik, bütün zaman dilimlerinde plaseboya kıyasla anlamlı olarak daha fazla iyileşmiştir. Üçüncü ayda, GDS temelinde erektil fonksiyon yanıt oranlarında iyileşme, plasebo ile %13 iken, 10 mg ile %59 ve 20 mg ile %65 bulunmuştur. Üç aylık tedaviyi tamamlamış, bilateral sinir koruyucu prostatektomi hastaları alt-gurubunda, GDS’ye dayalı yanıt oranları, plasebodaki %12’ye kıyasla, 10 mg ile %60 ve 20 mg ile %71 bulunmuştur (p<0.0001). Diabetes mellitus hastaları Diabetes mellituslu hastalar ile yürütülen prospektif, sabit dozlu, plasebo kontrollü, çift kör bir araştırmada (n= 439), vardenafil erektil fonksiyonu klinik ve istatistiki açıdan anlamlı olarak iyileştirmiştir. 10 mg ve 20 mg dozlarında, üç aylık tedavi boyunca, bütün zaman dilimlerinde, plaseboya kıyasla, erektil fonksiyon alan skoru, penetrasyon için yeterli bir ereksiyon elde etme oranı, ereksiyonun başarılı bir cinsel birleşme için yeterli sürece devam ettirilmesi oranı ve sertlik konularında, anlamlı ölçüde iyileşme sağlamıştır. Tipik olarak tedaviye daha dirençli bu popülasyonda, üç aylık tedaviyi tamamlamış hastalar arasında, ereksiyonda iyileşmeye yönelik GDS’ye dayalı yanıt oranları, plaseboda %13 iken, 10 mg ile %57, 20 mg ile ise %72 bulunmuştur (p<0.0001). Aktif tedavi gurubundaki hastalarda, körlemeli aktif vardenafil tedavisine toplam 6 ay süreyle devam edilmiştir. Bu hastalar, 10 mg ve 20 mg için sırasıyla, %66’lık ve %74’lük bir yanıt oranı göstermişlerdir. Omurilik Yaralanması olan Hastalar ED sekonder ile travmatik omurilik yaralanması olan hastalarda, vardenafil, plasebo kontrollü, çift körlü ve esnek dozlu bir klinik çalışmada, erektil fonksiyonda klinik açıdan anlamlı ve istatiksel açıdan önemli bir gelişme göstermiştir. Erektil fonksiyon alanı skorunda, plaseboya kıyasla başarılı bir ilişki sağlayacak uzunlukta ve penis sertliğinde ereksiyon olma ve korumada önemli gelişmeler gösterilmiştir. Normal IIEF alanı skoruna (≥ 26) dönen hasta sayısı plaseboda % 9 iken vardenafilde % 53’tür. Ereksiyon olma ve koruma kabiliyetinde cevap oranları, 3 aylık tedaviyi tamamlayan hastalarda, placebo için % 41 ila % 22’yken vardenafil için % 76 ila % 59’dur (p<0,001); bu oranlar klinik ve istatistiksel açıdan önemlidir. Tedaviye tipik olarak daha dirençli olan bu popülasyonda, GAQ’a dayalı olarak ereksiyon gelişmesindeki cevap oranları, 3 aylık çalışmayı tamamlayan hastalarda plasebo için % 26 iken vardenafil için % 83’tür. Görme üzerine etkisi Spesifik bir klinik araştırmada, 40 mg’lık bir vardenafil dozunda (önerilen maksimum günlük dozun iki katı) görsel fonksiyonların değerlendirilmesinde, vardenafilin görme keskinliği, görme alanları, intraoküler basınç, ERG latensi, fundoskopi ve slit-lamba bulguları üzerinde herhangi bir etkisinin olmadığı açığa çıkarılmıştır. Hastaların bir alt-gurubunda, doz uygulamasından 1 saat sonra, mavi/yeşil aralığı ve mor aralığında hafif ve geçici bir renk ayırımı bozukluğu olduğu görülmüştür. Bu değişiklikler 6. saatte düzelmiştir ve 24. saatte hiçbir değişiklik bulunmamıştır. Bu hastaların büyük çoğunluğunda herhangi bir subjektif görsel semptom ortaya çıkmamıştır. Başka bir çift körlü, plasebo kontrollü klinik çalışmada, en az 15 doz 20 mg vardenafil, plaseboya karşı, 8 hafta boyunca uygulanmıştır (n=52 erkek, 32 hasta (%62) çalışmayı tamamlamıştır). Doz işleminden 2, 6 ve 24 saat sonra ERG ve FM-100 testiyle retinal fonksiyon ölçülmüştür. Bu çalışma hastaların %10’undan fazlasında meydana gelebilecek retinal fonksiyon testlerini saptamak üzere dizayn edilmiştir. Vardenafil plaseboya kıyasla sağlıklı erkeklerde klinik açıdan önemli bir retinal etki göstermemiştir. Çalışmada vardenafil kullanan iki hastada geçiçi siyanopsi rapor edilmiştir. Yürütülen başka araştırmalarda, 31 gün süreyle 10 mg ile 40 mg arası dozlarda günlük vardenafil kullanımı, görme keskinliği, intraoküler basınç ya da fundoskopi veya slit-lamba muayenesindeki bulgularda herhangi bir değişiklikle ilişkili bulunmamıştır. Kan basıncı ve kardiyak parametreler üzerine etkileri QT uzaması 44 sağlıklı gönüllü bireyi içeren ayrı bir pazarlama sonrası çalışmasında, 10 mg’lık vardenafil veya 50 mg’lık sildenafil tekli dozları, karşılaştırılabilir QT etkisine sahip bir ilaç olan 400 mg’lık gatifloksasinle eşzamanlı olarak birlikte uygulanmıştır. Vardenafil ve sildenafil, tek başlarına her iki ilaca kıyasla ilave bir Fridericia QTc etkisi (vardenafil: 4msn, sildenafil: 5msn) göstermiştir. Bu QT değişikliklerinin klinik etkisi bilinmemektedir (bkz “Kullanım için Özel Uyarılar ve Özel Önlemler”). Vardenafil 10 mg ve 20 mg ile yürütülen plasebo kontrollü klinik farmakoloji araştırmalarında, sırtüstü yatar durumdaki sistolik ve diyastolik kan basınçlarındaki ortalama maksimum düşmeler, plasebo ile karşılaştırıldığında ihmal edilebilir düzeyde olmuştur. Dakika başına kalp atım sayısında yalnızca küçük bir kompansatuar artış görülmüştür. Tek doz şeklinde, 80 mg’a kadar (önerilen maksimum günlük dozun dört katı) uygulanan Vardenafil dozları, sağlıklı gönüllülerin EKG’lerinde klinik açıdan anlamlı etkiler oluşturmamıştır. 10 mg ve 80 mg vardenafilin QT aralığı üzerindeki etkisi, 45-60 yaşlarında, 59 sağlıklı erkek üzerinde yapılan tek doz, çift kör, randomize, plasebo kontrollü ve aktif kontrollü (400 mg moksifloksasin) çapraz bir çalışma ile değerlendirilmiştir. Bu çalışmaya, aynı sınıftan, yaklaşık olarak eşit güçteki terapötik dozlarda başka bir ilaç da (sildenafil 50 mg ve moksifloksasin 400 mg) dahil edilmiştir. QT aralığı, doz uygulamasından 1 saat sonra ölçülmüştür. Çünkü bu zaman noktası, doruk vardenafil konsantrasyonuna ulaşmak için gereken ortalama süreye yakındır. LEVITRA’nın 80 mg’lık dozu (önerilen en yüksek dozun dört katı) seçilmiştir. Çünkü bu doz, düşük LEVITRA dozu (5 mg) ve günde 2 defa 600 mg ritonavirin birlikte uygulanması sonucunda gözlenen plazma konsantrasyonlarını vermektedir. Çalışılan CYP3A4 inhibitörleri arasında, vardenafil ile en önemli ilaç-ilaç etkileşimine yol açan ritonavirdir. Aşağıdaki tablo, doz uygulamasından bir saat sonra, değişik düzeltme yöntemleri ile (Fridericia ve lineer bireysel düzeltme yöntemi) düzeltilmiş ortalama QT aralığı (QTc) ve düzeltilmemiş ortalama QT üzerindeki etkiyi özetlemektedir. Herhangi bir düzeltme yönteminin diğerinden daha geçerli olduğuna ilişkin bir veri yoktur. Doz uygulamasından 1 saat sonra, plaseboya kıyasla, ortalama QT ve QTc eşik değerlerinde milisaniye (msn) cinsinden, kalp hızı üzerindeki etkiyi düzeltmek için değişik metodolojilerle saptanan değişiklikler (%90 CI)   Moksifloksasin beklenen 5-10 msn’lik uzamaya neden olmuştur. Bu, çalışmanın gerekli duyarlılığa sahip olduğunu gösterir. Vardenafil ve sildenafilin terapötik ve supraterapötik dozları, düzeltilmemiş QT’de benzer düşüşlere, fakat QTc aralığında artışlara yol açmıştır. Bununla birlikte, bu çalışma, ilaçlar ya da doz seviyeleri arasında direkt istatistiksel karşılaştırmalar yapmak üzere tasarlanmamıştır. Bu değişikliklerin gerçek klinik etkisi bilinmemektedir. Sperm motilitesi ve morfolojisi üzerine etkileri Spesifik bir klinik araştırmada, 20 mg’lık tek, oral vardenafil dozları, sperm motilitesi ya da morfolojisi veya erkek reprodüktif fonksiyonlarının göstergesi olan bir dizi parametre üzerinde herhangi bir etki göstermemiştir. Sağlıklı deneklerin semenlerinde, doz uygulamasından 90 dakika sonra yapılan vardenafil ölçümlerine dayalı olarak, hastaların semeninde uygulanan dozun % 0.00012’sinden daha fazlası bulunmamıştır. 6 ay boyunca 20 mg vardenafil günlük dozlu, plasebo kontrollü bir çalışmada, insanların sperm konsantrasyonu, sayısı, motilitesi veya morfolojisi üzerinde klinik açıdan geçerli bir etki bulunmamıştır. Bununla birlikte, vardenafilin testosteronun serum seviyeleri, lüteinleştirici hormon veya folikül uyarıcı hormon üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.

Farmakokinetik Özellikler

Emilim: Vardenafil, oral uygulamadan sonra hızla emilir. On beş dakika gibi kısa bir sürede, Cmaks düzeyine ulaşır; aç karnına alındığında, uygulamaların %90’ında 30 ile 120 dakikada (medyan 60 dakika) Cmaks düzeylerine ulaşılır. Yüksek ilk-geçiş etkisi nedeniyle, ortalama mutlak oral biyoyararlanım %15 civarındadır. Oral uygulama sonrasında Vardenafil EAA ve Cmaks değerleri, önerilen doz aralığında (5-20 mg) doz ile hemen hemen orantılı olarak artar. Vardenafil yağ içeriği yüksek bir öğün (%57 oranında yağ içeren) ile alındığında, absorbsiyon oranı azalır, medyan tmax değeri 60 dakika artar ve Cmaks değeri ortalama %20 azalır. Vardenafil EAA değeri etkilenmez. Normal bir öğünden sonra (%30 yağ içeren), vardenafil farmakokinetik parametreleri (Cmaks, tmaks ve EAA) hiçbir şekilde etkilenmemiştir. Bu sonuçlara dayalı olarak, vardenafil yiyeceklerle birlikte ya da tek başına alınabilir. Dağılım: Vardenafilin kararlı durumda ortalama dağılım hacminin (Vss) 208 L olması, dokulara dağıldığını gösterir. Vardenafil ve dolaşımda bulunan majör metaboliti (M1) plazma proteinlerine yüksek ölçüde bağlanır (ana ilaç ya da M1 için %95 civarında). Bu protein bağlanması geri dönüşümlüdür ve toplam ilaç konsantrasyonlarından bağımsızdır. Doz verildikten 90 dakika sonra sağlıklı deneklerin semenlerinde yapılan ölçümler esas alındığında, hastaların semeninde uygulanan dozun % 0.00012’sinden daha fazlası bulunmamıştır. Biyotransformasyon: Vardenafil, sitokrom P450 (CYP) izoform 3A4 yoluyla, ve kısmen CYP3A5 ve CYP2C9 izoformlarının katkısıyla, esas olarak hepatik enzimler tarafından metabolize edilir. Ortalama eliminasyon yarılanma ömrü (t1/2) 4-5 saat civarındadır. İnsanlarda dolaşımda bulunan majör metaboliti (M1), vardenafilin piperazin bölümünde desetilasyon sonucu oluşur ve daha ileri metabolik değişmelere uğrar. M1 metabolitinin plazma eliminasyon yarılanma ömrü, vardenafil ile karşılaştırılabilir şekilde, yaklaşık 4 saattir. M1’in bir bölümü, glukuronid konjugatı (glukuronik asit) halinde sistemik dolaşımda bulunur. Glukuronize olmamış M1’in plazma konsantrasyonu, ana bileşiğin %26’sı civarındadır. M1 metaboliti, vardenafilinkine benzer fosfodiesteraz selektif bir profile sahiptir; PDE5 için in vitro ortamda vardenafile kıyasla yaklaşık %28’i ölçüsünde inhibitör potense sahiptir; bu değerler ilacın etkinliğine yaklaşık %7 civarında bir katkı sağlar. Eliminasyon: Vardenafilin total vücut klerensi 56 l/saat’tir ve terminal yarılanma ömrü 4 -5 saat civarındadır. Oral uygulama sonrasında, vardenafil esas olarak feçes (uygulanan oral dozun yaklaşık %91 – 95’i) ve çok daha az bir oranda idrar yoluyla (uygulanan oral dozun yaklaşık %2 – 6’sı), metabolitleri şeklinde atılır. Hastalardaki karakteristik özellikler Böbrek yetmezliği: Hafif (kreatinin klerensi > 50 – 80 ml/dak) – orta (kreatinin klerensi > 30 – 50 ml/dak) böbrek fonksiyon bozukluğu olan hastalarda, vardenafil farmakokinetiği, böbrek fonksiyonları normal olan kontrol gurubundakine benzer bulunmuştur. Şiddetli böbrek fonksiyon bozukluğu olan (Kreatinin klerensi < 30 ml/dak) gönüllülerde, böbrek fonksiyon bozukluğu olmayan normal gönüllülere kıyasla, ortalama EAA değeri %21 artmış ve ortalama Cmax değeri %23 azalmıştır. Kreatinin klerensi ve vardenafilin plazma değerleri (EAA ve Cmaks) arasında istatistiksel açıdan anlamlı bir korelasyon gözlenmemiştir. Vardenafilin diyaliz gereksiniminde olan hastalardaki farmakokinetiği incelenmemiştir. Karaciğer yetmezliği: Hafif ile orta derecede karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda (Child-Pugh A ve B), vardenafil klerensi karaciğerdeki bozukluğun derecesiyle orantılı olarak azalmıştır. Hafif karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda (Child-Pugh A), vardenafil EAA ve Cmaks değerleri, sağlıklı kontrol deneklerine kıyasla, 1.2 kat artmıştır (EAA %17 ve Cmaks %22 oranında Orta derecede karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda (Child-Pugh B), sağlıklı kontrol deneklerine kıyasla, vardenafil EAA değeri 2.6 kat (%160) ve Cmaks değeri 2.3 kat (%130) artmıştır. Vardenafilin şiddetli karaciğer bozukluğu (Child-Pugh C) olan hastalardaki farmakokinetiği incelenmemiştir. Yaşlılar: Sağlıklı yaşlı gönüllülerde (65 yaş ve üzeri) Vardenafil’in hepatik klerensi, daha genç yaştaki (45 yaş ve altı) gönüllülerdekine kıyasla düşük bulunmuştur. Ortalama olarak, yaşlı erkeklerin genç erkeklerden %52 daha yüksek bir EAA değerine sahip olduğu görülmüştür; bu düzey, klinik araştırmalarda gözlenen değişkenlik sınırları içerisindedir. Plasebo kontrollü klinik araştırmalarda, yaşlı ve genç denekler arasında güvenilirlik ve etkinlik açısından farklılık gözlenmemiştir

Farmasötik Form

Film kaplı tablet Bir yüzünde Bayer logosu, diğer yüzünde 20 ifadesi bulunan yuvarlak tablet.

Gebelik Ve Laktasyon

Genel tavsiye Gebelik kategorisi B’dir. Endikasyonunun gereğince vardenafil kadınlarda kullanılmaz.   Çocuk doğurma potansiyeli olan kadınlar / Doğum kontrolü (kontrasepsiyon) Vardenafil kadınlarda kullanılmaz.   Gebelik dönemi Vardenafil kadınlarda kullanılmaz.   Laktasyon dönemi Vardenafil kadınlarda kullanılmaz.   Üreme yeteneği / Fertilite Vardenafil kadınlarda kullanılmaz

Geçimsizlikler

Belirtilmemiştir.

İlk Ruhsat Tarihi/Ruhsat Yenileme Tarihi

İlk ruhsat tarihi: 06.02.2004 Ruhsat yenileme tarihi: –

İstenmeyen Etkiler

Vardenafil, tüm dünyada yürütülen klinik araştırmalar sırasında, 9500’den fazla hastaya uygulanmıştır (Mart 2004 itibarı ile). Vardenafil, genel olarak çok iyi tolere edilmiştir. Yan etkiler genellikle geçicidir, hafif ile orta derece şiddetindedir. Çok yaygın (≥1/10); yaygın (≥1/100 ila <1/10); yaygın olmayan (≥1/1.000 ila <1/100); seyrek (≥1/10.000 ila <1/1.000); çok seyrek (<1/10.000), bilinmiyor (eldeki verilerden hareketle tahmin edilemiyor). Bütün klinik araştırmalar (advers ilaç reaksiyonları): Aşağıdaki advers ilaç reaksiyonları, tüm dünyada yapılan bütün klinik araştırmalarda Vardenafil verilen hastalarda bildirilmiştir (Mart 2004 itibarı ile): Aşağıdaki tablo, tüm dünyada yapılan bütün klinik araştırmalarda hastalarda bildirilen, WHO Kritik Terimleri olan (ciddi hastalık durumları ile ilgili olası ilişki nedeniyle özel itina gösterilmiştir) ya da başka klinik ilgisi olan tüm advers ilaç reaksiyonlarını kapsamaktadır.   Aşağıdaki tablo, tüm dünyada yapılan bütün klinik araştırmalarda hastalarda bildirilen, WHO Kritik Terimleri olmayan advers ilaç reaksiyonlarını kapsamaktadır.   Pazarlama sonrası: Vardenafil kullanımı ve cinsel aktivite ile zamansal olarak ilişkili olan miyokard enfarktüsü vakaları bildirilmiştir. Ancak, miyokard enfarktüsünün doğrudan hangi faktöre (vardenafil, cinsel aktivite, önceden mevcut kardiyovasküler hastalık veya bu faktörlerin bir kombinasyonu) bağlı olduğunu saptamak mümkün değildir. Pazarlama sonrası çalışmalarda, nadiren LEVITRA gibi, fosfodiesteraz tip 5 inhibitörlerinin kullanımı ile zamansal olarak ilişkili olan, kalıcı görme kaybını da içeren görüş azalmasının sebebi, nonarteritik anterior iskemik optik nöropati (NAION) vakaları bildirilmiştir. Bu hastaların tümünde değil, ancak çoğunda NAION gelişmesine sebep olabilecek, altta yatan düşük çukur/disk oranı, 50 yaşın üzerinde olmak, diabet, hipertansiyon, koroner arter hastalığı, hiperlipidemi ve sigara gibi, anatomik veya vasküler risk faktörleri mevcuttur. Bu vakaların, direkt olarak PDE 5 inhibitörü kullanımıyla mı, yoksa hastanın altta yatan vasküler risk faktörleriyle veya anatomik bozukluklarla mı, ya da bu faktörlerin veya bilinmeyen başka faktörlerin kombinasyonuyla mı ilgili olduğunu belirlemek mümkün değildir. Pazarlama sonrası çalışmalarda, nadiren LEVITRA gibi, fosfodiesteraz tip 5 inhibitörlerinin kullanımı ile zamansal olarak ilişkili olan, görme bozukluğu vakaları bildirilmiştir. Bu vakaların, direkt olarak PDE 5 inhibitörü kullanımıyla mı, yoksa hastanın altta yatan vasküler risk faktörleriyle mi, ya da diğer faktörlerle mi ilgili olduğunu belirlemek mümkün değildir. Az sayıdaki pazarlama sonrası araştırmalarda ve klinik çalışmalarda LEVITRA da dahil tüm PDE5 inhibitörleri ile ani sağırlık ya da işitme kaybı bildirilmiştir. Rapor edilen bu olayların, direkt LEVITRA kullanımı ya da işitme kaybı için altta yatan risk faktörleri ya da bu ve diğer faktörlerin bir kombinasyonu ile ilişkili olup olmadığını tespit etmek mümkün değildir.

Kalitatif Ve Kantitatif Bileşim

Etkin madde: Her tablet 20 mg vardenafile eşdeğer 23.705 mg vardenafil monohidroklorür trihidrat içerir.   Yardımcı maddeler: Krospovidon Magnezyum stearat Mikrokristalize selüloz Kolloidal silikon dioksit, anhidr Makrogol 400 Hipromelloz Titanyum dioksit Sarı demir III oksit Kırmızı demir III oksit

Klinik Öncesi Güvenlilik Verileri

Konvansiyonel güvenlilik farmakolojisi, tekrarlayan doz toksisitesi, genotoksisite, karsinojenisite ve üreme toksisitesi çalışmalarına dayalı klinik öncesi verilerde, insanlara yönelik herhangi bir spesifik tehlike ortaya çıkmamıştır. Akut toksisite çalışmalarında, sıçanlarda LD50 düzeyi 190 mg/kg bulunmuştur. Işık mikroskobu ve elektron mikroskobu ile yapılan çalışmalarda ve oftalmolojik araştırmalarda hiçbir okülotoksik etki ortaya çıkmamıştır. Kronik toksisite çalışmalarında NOEL düzeyi erkek sıçanlarda günde 3 mg/kg vücut ağırlığı ve köpeklerde günde 3 mg/kg vücut ağırlığı bulunmuştur. Deney hayvanlarında gözlenen toksisiteler, önde gelen toksikolojik bulguların, PDE5 inhibitörleri için bilindiği şekilde, kardiyovasküler etkiler olduğunu göstermiştir. Sıçanlarda pankreas, ekzokrin bezler ve tiroidde saptanan toksikolojik bulgular, bir fosfodiesteraz inhibitörünün farmakolojik özelliklerinden beklenebilecek niteliktedir ve farelerde ya da köpeklerde gözlenmemiştir.   Karsinojenisite: Vardenafil, sıçanlara ve farelere, 24 ay süreyle, insanlarda önerilen 20 mg’lık maksimum dozun sırasıyla 225 katı (sıçanlar) ve 450 katı (fareler) dozlarda uygulandığında karsinojenik değildir (hesaplama 60 kg’lık bir erkek vücut ağırlığı esas alınarak yapılmıştır. Sıçanlar ve farelerde elde edilen EAA cinsinden maruz kalma miktarı, insanlarda önerilen 20 mg’lık maksimum doz ile elde edilen maruziyetin 360 katından (erkek sıçanlar), ve 25 katından (erkek fareler) daha fazla olmuştur.   Üreme toksikolojisi: Sıçanlarda ve tavşanlardaki üreme çalışmalarında, oral vardenafil uygulamasından sonra fertilite ve embriyolojik gelişmeye yönelik advers etki bulunmamıştır.   Mutajenite: İn vitro (Ames, HPRT, Sit. in vitro) ve in vivo (MNT) ortamlarda Vardenafil için, genotoksik/mutajenik aktiviteye yönelik herhangi bir gösterge bulunmamıştır.

Kontrendikasyonlar

Bileşimindeki (etkin madde ya da yardımcı maddeler) maddelerden herhangi birine karşı aşırı duyarlılığı olan hastalarda kontrendikedir. PDE5 inhibitörleri, nitrik oksit / cGMP yolu üzerindeki PDE inhibisyonu etkileri ile uyumlu olarak, nitratların hipotansif etkilerini potansiyalize edebilirler. Bu nedenle, vardenafil, nitratlar ya da nitrik oksit vericileri ile eş zamanlı tedavi görmekte olan hastalarda kontrendikedir. (bakınız “İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşimler”) Potent CYP 3A4 inhibitörleri oldukları için, indinavir ya da ritonavir gibi HIV (İnsan İmmün Yetersizlik Virüsü) proteaz inhibitörleri ile eş zamanlı kullanımı kontrendikedir. Non-arteritik anterior iskemik optik nöropatisi olanlarda kontrendikedir.

Kullanım Yolu

Ağız yoluyla alınır.

Küb’ Ün Yenileme Tarihi

Müstahzar Adı

LEVITRA® 20 mg Film Kaplı Tablet

Özel Kullanım Uyarıları Ve Önlemleri

Cinsel aktivite belli bir ölçüde kardiyak risk ile ilişkili olduğu için, erektil disfonksiyona yönelik herhangi bir tedaviye başlanmadan önce, hastaların kardiyovasküler durumları göz önüne alınmalıdır. Vardenafilin kan basıncında hafif ve geçici düşüşlere yol açabilen vazodilatör özellikleri vardır. Sol ventriküler çıkış yolu obstrüksiyonu (örneğin; aort stenozu ve idiyopatik hipertrofik subaortik stenoz) olan hastalar, vazodilatör ilaçların (fosfodiesteraz tip 5 inhibitörleri dahil) etkisine karşı duyarlı olabilirler. Kardiyovasküler tabloları nedeniyle cinsel aktivitenin önerilmediği erkeklerde, genel olarak, erektil disfonksiyon tedavisinde kullanılan ajanlar kullanılmamalıdır. 59 sağlıklı erkekte, LEVITRA’nın QT aralığı üzerine olan etkisinin araştırıldığı bir çalışmada, LEVITRA’nın terapötik (10 mg) ve supraterapötik (80 mg) dozları QTc aralığında artışlara neden olmuştur (bkz. Farmakodinamik özellikler, kan basıncı ve kardiyak parametreler üzerine etkiler). Vardenafilin, karşılaştırılabilir QT etkili başka bir ilaçla kombine edilmesini değerlendiren bir pazarlama sonrası çalışması, tek başına her iki ilaçla karşılaştırıldığında kombine kullanımda ilave bir QT etkisi göstermiştir (bkz Farmakodinamik Özellikler). LEVITRA’nın reçetelendirilmesi ile ilgili kararlarda bu gözlemler, bilinen QT uzaması geçmişi olan hastalarda veya QT aralığını uzattığı bilinen ilaçları kullanan hastalarda dikkate alınmalıdır. Sınıf IA (örn; kuinidin, prokainamid) veya Sınıf III (örn; amiodaron, sotalol) antiaritmik ilaçları kullanan veya doğuştan QT uzaması olan hastalar vardenafil kullanmaktan kaçınmalıdır. Uzun QT sendromu / Torsades de Pointes’e neden olabilir. Bu nedenle tanısı konmuş veya şüpheli konjenital uzamış QT sendromu veya Torsades de Pointes hastalarında kullanılmamalıdır. Peniste anatomik deformasyonları (angulasyon, korpus kavernozumda fibrozis ya da Peyroni hastalığı gibi) olan veya priapizm gelişmesini predispoze edebilecek (orak hücreli anemi, multipl miyeloma ya da lösemi gibi) tablolara sahip hastalarda, erektil disfonksiyon tedavisi için kullanılan ajanlar dikkatle uygulanmalıdır. Vardenafilin, erektil disfonksiyonda kullanılan diğer tedaviler ile kombinasyonunun güvenlilik ve etkinliği incelenmemiştir. Bu nedenle, böyle kombinasyonlar önerilmemektedir. Aşağıdaki hasta alt gruplarında vardenafilin güvenliliği incelenmemiştir. Bu nedenle de, daha fazla bilgi edinilinceye kadar kullanımı önerilmemektedir: şiddetli karaciğer yetmezliği, diyaliz gerektiren son-evre böbrek hastalığı, hipotansiyon (istirahatte sistolik kan basıncı < 90 mmHg), yeni geçirilmiş inme ya da miyokard enfarktüsü öyküsü (son 6 ay içerisinde), stabil olmayan anjina ve bilinen herediter dejeneratif retinal bozukluklar (retinitis pigmentoza gibi). LEVITRA ve diğer PDE5 inhibitörlerinin kullanımıyla bağlantılı olarak geçici görme kaybı ve non-arteritik iskemik optik nöropati bildirilmiştir. Ani görme kaybı meydana geldiğinde hastaya LEVITRA kullanımını kesmesi ve derhal bir doktora başvurması tavsiye edilmelidir (bakınız "İstenmeyen Etkiler”). Alfa-blokörlerin ve vardenafilin vazodilatör etkileriyle uyumlu biçimde, vardenafil ile alfa-blokörlerin eşzamanlı kullanımı bazı hastalarda semptomatik hipotansiyona yol açabilir (bakınız "İstenmeyen Etkiler”). Yalnızca hastanın alfa blokör tedavisinde stabil olduğu durumlarda eşzamanlı tedaviye başlanmalıdır (bakınız İlaç Etkileşimleri ve Diğer Etkileşimler). Alfa blokör tedavisinde stabil olan hastalarda, vardenafilin önerilen en düşük başlangıç dozu olan 5 mg dozuyla başlanmalıdır. Vardenafil ile tamsulosin herhangi bir zamanda uygulanabilir. Diğer alfa blokörlerle vardenafil eşzamanlı olarak reçetelendiğinde bu ilaçlar ayrı zamanlarda kullanılmalıdır (bakınız İlaç Etkileşimleri ve Diğer Etkileşimler). Optimize edilmiş bir vardenafil dozu almakta olan hastalarda alfa blokör tedavisine en düşük dozda başlanmalıdır. Vardenafil gibi PDE5 inhibitörü kullanan hastalarda alfa blokör dozunun basamaklı olarak artırılması, kan basıncının daha fazla düşmesiyle bağlantılı olabilir. Sitokrom P450 3A4 (CYP 3A4) sisteminin potent inhibitörleri olan ketokonazol, itrakonazol, indinavir veya ritonavir ile eş zamanlı olarak kullanıldığında, plazma vardenafil düzeylerinde belirgin artışlar beklenebilir. Eritromisin veya klaritromisin ile eş zamanlı kullanımda, maksimum vardenafil dozu 5 mg’ı geçmemelidir. Ketokonazol ve itrakonazol ile eş zamanlı kullanımda, maksimum vardenafil dozu 5 mg’ı geçmemelidir. Vardenafil, 200 mg’dan yüksek ketokonazol ve itrakonazol dozlarıyla birlikte alınmamalıdır (Bkz. Pozoloji ve kullanım şekli). CYP 3A4 sisteminin kuvvetli potent inhibitörleri olan indinavir ve ritonavir ile birlikte kullanımı kontrendikedir (bakınız “Pozoloji ve kullanım şekli”, “Kontrendikasyonlar”, “İlaç Etkileşimleri ve Diğer Etkileşimler”). Vardenafil, kanama bozuklukları ya da belirgin aktif peptik ülseri olan hastalara uygulanmamıştır. Bu nedenle, bu tip hastalara ancak dikkatli bir risk-yarar değerlendirmesi yapıldıktan sonra verilmelidir. İnsanlarda, vardenafilin tek başına ya da asetilsalisilik asit ile birlikte, kanama zamanı üzerinde herhangi bir etkisi yoktur. İnsan trombositleri ile yapılan in vitro çalışmalarda, tek başına vardenafilin, çeşitli trombosit agonistleri ile uyarılmış trombosit agregasyonunu inhibe etmediği gösterilmiştir. Supraterapötik konsantrasyonlardaki vardenafil ile, bir nitrik oksit vericisi olan sodyum nitroprissidin antiagregan etkisinde, konsantrasyona bağlı, küçük bir artış gözlenmiştir. Heparin ve vardenafil kombinasyonunun, sıçanlarda kanama zamanı üzerinde hiçbir etkisi bulunmamıştır; ancak, bu etkileşim insanlarda incelenmemiştir. Özellikle yaşlı, kan viskozitesi artmış hastalarda retinal ven oklüzyonu riski artmaktadır

Pozoloji Ve Uygulama Şekli

Pozoloji: Önerilen başlangıç dozu, cinsel aktiviteden gerek duyulduğu kadar önce (yaklaşık 25-60 dakika) alınan 10 mg’dır. Klinik çalışmalarda, cinsel aktiviteden 4-5 saat öncesinde alındığında da etkili olacağı görülmüştür.   Uygulama sıklığı ve süresi: Önerilen maksimum doz sıklığı, günde bir kez uygulamadır.   Uygulama şekli: Oral kullanım içindir. Vardenafil yiyeceklerle birlikte ya da tek başına alınabilir (bakınız “Farmakokinetik Özellikler”). Tedaviye doğal bir yanıtın alınabilmesi için, cinsel uyarı gereklidir (bakınız “Farmakodinamik Özellikler”). Doz aralığı: Alınan doz, etkinlik ve tolerabiliteye dayalı olarak, 20 mg’a çıkarılabilir ya da 5 mg’a düşürülebilir. Önerilen maksimum doz, günde bir kez 20 mg’dır. Doz titrasyonu ve izlenmesi önerilen özel konular: Geçerli değildir.   Özel popülasyonlara ilişkin ek bilgiler:   Böbrek / Karaciğer yetmezliği: Hafif (Kreatinin klerensi > 50-80 ml/dak), orta (Kreatinin klerensi > 30-50 ml/dak) ya da şiddetli (Kreatinin klerensi < 30 ml/dak) böbrek yetmezliği olan hastalarda, herhangi bir doz ayarlaması gerekli değildir. Vardenafilin diyaliz gereksinimi olan hastalardaki farmakokinetiği incelenmemiştir. Hafif karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda (Child-Pugh A), herhangi bir doz ayarlaması gerekli değildir. Orta derecede karaciğer fonksiyon bozukluğu olan hastalarda (Child-Pugh B),vardenafilin klerensi azalır ve bu durum, başlangıç dozunun 5 mg olmasını gerektirir. Doz, daha sonra, tolerabilite ve etkinliğe dayalı olarak, maksimum 10 mg’a çıkarılabilir. Vardenafilin şiddetli karaciğer bozukluğu (Child-Pugh C) olan hastalardaki farmakokinetiği incelenmemiştir. Pediyatrik popülasyon (doğumdan 16 yaşa kadar): Vardenafil, çocuklarda kullanılmaz.   Geriyatrik popülasyon (65 yaşın üzerinde): Yaşlı hastalarda doz ayarlamasına gerek yoktur.   Eş zamanlı ilaç kullanımı: Alfa-blokörlerin ve vardenafilin vazodilatör etkileriyle uyumlu biçimde, vardenafil ile alfa-blokörlerin eşzamanlı kullanımı bazı hastalarda semptomatik hipotansiyona yol açabilir. Yalnızca hastanın alfa blokör tedavisinde stabil olduğu durumlarda eşzamanlı tedaviye başlanmalıdır (bakınız İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşimler). Alfa blokör tedavisinde stabil olan hastalarda, vardenafilin önerilen en düşük başlangıç dozu olan 5 mg dozuyla başlanmalıdır. Vardenafil ile tamsulosin herhangi bir zamanda uygulanabilir. Diğer alfa blokörlerle vardenafil eşzamanlı olarak reçetelendiğinde bu ilaçlar ayrı zamanlarda kullanılmalıdır (bakınız İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşimler). Optimize edilmiş bir vardenafil dozu almakta olan hastalarda alfa blokör tedavisine en düşük dozda başlanmalıdır. Alfa blokör dozunun basamaklı olarak artırılması, vardenafil gibi PDE5 inhibitörü kullanan hastalarda kan basıncının daha fazla düşmesiyle bağlantılı olabilir. Bazı CYP3A4 inhibitörlerini (örneğin ketokonazol, itrakonazol, ritonavir, indinavir, eritromisin ve klaritromisin) kullanan hastalarda, LEVITRA dozajının ayarlanması gerekebilir. Sitokrom P450 (CYP) 3A4 sisteminin inhibitörleri olan eritromisin veya klaritromisin ile eş zamanlı kullanımda, maksimum vardenafil dozu 5 mg’ı aşmamalıdır. Sitokrom P450 (CYP) 3A4 sisteminin potent inhibitörleri olan ketokonazol ve ve itrakonazol ile eş zamanlı kullanımda, maksimum vardenafil dozu 5 mg’ı aşmamalıdır. Vardenafil, 200 mg’dan yüksek ketokonazol ve itrakonazol dozlarıyla birlikte alınmamalıdır. CYP 3A4 sisteminin kuvvetli potent inhibitörleri olan indinavir ve ritonavir gibi HIV (İnsan İmmün Yetmezlik Virüsü) proteaz inhibitörleri ile birlikte kullanımı kontrendikedir. (bakınız “Kontrendikasyonlar”, “Kullanım için Özel Uyarılar ve Özel Önlemler”, “İlaç Etkileşmeleri ve Diğer Etkileşimler”)

Raf Ömrü

36 ay

Ruhsat Numarası(Ları)

115/66

Ruhsat Sahibi

Bayer Türk Kimya San. Ltd. Şti. Çakmak Mah. Balkan Cad. No: 53 34770 Ümraniye, İstanbul

Ruhsat Sahibi

Bayer HealthCare AG, Almanya lisansı ile Bayer Türk Kimya San. Ltd. Şti. Çakmak Mah. Balkan Cad. No: 53 34770 Ümraniye-İstanbul Tel: (0216) 528 36 00 Faks: (0216) 528 37 40

Saklamaya Yönelik Özel Tedbirler

25°C’nin altındaki oda sıcaklığında saklayınız.

Terapötik Endikasyonlar

Erektil disfonksiyon tedavisi (tatmin edici bir cinsel performans için peniste yeterli ereksiyonun sağlanamaması ya da sürdürülememesi durumunda)

Üretici Bilgileri

Bayer HealthCare AG, Leverkusen – Almanya

Yardımcı Maddeler

Krospovidon, magnezyum stearat, mikrokristalize selüloz, kolloidal silikon dioksit anhidr, Makrogol 400, hipromelloz, titanyum dioksit, sarı demir III oksit, kırmızı demir III oksit

Yardımcı Maddelerin Listesi

Krospovidon Magnezyum stearat Mikrokristalize selüloz Kolloidal silikon dioksit, anhidr Makrogol 400 Hipromelloz Titanyum dioksit Sarı demir III oksit Kırmızı demir III oksit
(Visited 1 times, 1 visits today)
İçerik faydalı oldu mu?
EvetHayır

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Close Search Window